İstanbul İlinin İklimi
İstanbul'a ilk geldiğinde iklimi anlamak biraz zaman alıyor, çünkü şehir tek bir mevsim karakterine oturmuyor; Karadeniz ile Akdeniz arası bir geçiş kuşağında kalıyorsun ve bunun sonucu gündelik hayatta sürekli hazırlıksız yakalanma hissi. Sonbaharın ortasında güneşli bir sabah derse gidip öğleden sonra sağanağa yakalanmak, ya da kışın aynı hafta içinde hem ince mont hem kalın kabanın işine yaraması burada sıradan. Çantada her zaman katlanır bir şemsiye taşımak bir alışkanlığa dönüşüyor, çünkü yağış burada seyrek bir olay değil, düzenli bir arka plan.
Nem de gündelik konforu belirleyen asıl unsur. Aralık-Ocak civarı hem en nemli hem en soğuk günlere denk geldiğinden, sıcaklık aslında o kadar sert olmasa bile rutubetli soğuk üzerine yapışıyor; ince ama su geçirmez, rüzgâr kesen bir mont burada kalın kabandan çoğu zaman daha işe yarıyor. Kar İstanbul'da beklenen bir olay değil; geldiğinde şehir bir anda yavaşlıyor, bazı sabahlar derslere gitmek zorlaşıyor, ama bu birkaç günlük bir istisna olarak kalıyor, kalıcı bir kış düzeni kurmuyor.
Rüzgârın da kendine has bir gündeliği var. Lodos estiğinde hava beklenmedik şekilde ısınıyor, insanlar bunu neredeyse bir hava durumu haberi gibi konuşuyor; poyraz ise tam tersi, sert ve soğuk bir esinti getiriyor. Boğaz kıyısındaki ya da suya yakın bir yerleşkeye gidiyorsan bu rüzgârların günlük ritmine daha çabuk alışıyorsun, çünkü vapur seferleri ve açık alanlar zaman zaman bundan etkilenebiliyor; bu da planını hava durumuna göre bir kez daha kontrol etme alışkanlığı kazandırıyor.
En keyifli dönem genellikle ilkbahar ile ilk sonbahar ayları; hava ne yakıcı ne dondurucu, dışarıda oturmak, yürüyüşe çıkmak, ders arasında açık havada vakit geçirmek bu aylarda çok daha cazip hale geliyor. Yaz ayları ise nemli sıcaklığıyla bazen beklenenden daha bunaltıcı gelebiliyor; özellikle güneş gören ve deniz esintisinden uzak yerlerde bu daha belirgin hissediliyor. Genel olarak İstanbul'da hava, planını kesin bir takvime göre değil, günden güne değişen bir değişkene göre yapmayı öğrettiğin bir şehir; bu da zamanla bir tür esnekliğe, katmanlı giyinme refleksine dönüşüyor.
Yükleniyor...
