Türkistan İlinde Üniversite Okunur mu?
Türkistan'da okumak, aslında iki ayrı kararı aynı anda vermek demek: hangi bölümü okuyacağın kadar, nasıl bir kurumsal yapı içinde okuyacağın da önemli. Çünkü Hoca Ahmet Yesevi Üniversitesi sıradan bir yurt dışı üniversitesi değil; Türkiye ve Kazakistan'ın ortaklaşa kurduğu, rektörünü Kazakistan'ın, rektör vekilini Türkiye'nin YÖK'ünün atadığı, iki devletin birlikte sahiplendiği bir kurum. Bu, günlük hayatta doğrudan yansımasa da arka planda işleyen bir güvence anlamına geliyor: üniversite kanunla kurulmuş, tüzüğüyle diplomaların iki ülkede de denk sayılacağı açıkça yazılmış bir çerçeveye oturuyor. Yani buraya gelen biri, belirsiz statülü bir yurt dışı okulunun riskini taşımıyor; resmî, kanuna dayalı bir yapının içinde okuyor. Bununla birlikte her programın güncel denklik durumunu, özellikle standart örgün eğitim dışında bir yol düşünüyorsa, kayıt olmadan önce YÖK'ten kendi adına teyit etmesi gerekiyor — bu, "araştırmadan gelinecek" bir karar değil, biraz ödev gerektiren bir tercih.
Bu üniversite aynı zamanda kurulurken kendine bir misyon da yüklenmiş: Türkistan şehrini kalkındırmak. Bu, kampüsün şehirle ilişkisini alışılmadık kılıyor — çoğu şehirde üniversite zaten var olan bir kente eklenir, burada üniversite şehri var eden ana güçlerden biri. Bunu tercih eden bir öğrenci, oturmuş bir kampüs kültürüne değil, üniversitenin kendisiyle birlikte şekillenen bir yere geliyor demek. Kurumsal ciddiyetten rahatsız olmayan, aksine büyük ve iddialı bir misyonun parçası olma fikrine sıcak bakan öğrenciler için bu bir cazibe noktası olabiliyor; ama "her şey hazır ve oturmuş olsun" bekleyenler için aynı şey bir uyum maliyeti oluşturabiliyor.
Bölüm seçimi de burada belirleyici bir eşik. Tıp fakültesi üniversitenin en büyük birimlerinden biri ve ilahiyat, mühendislik, İİBF gibi alanlarda ciddi bir yapı var; ama Hukuk ve Tıp fakültelerine Türkiye'den öğrenci alınmıyor — yani bu iki alanı hedefleyen bir aday için Türkistan zaten baştan bir seçenek değil, bunu netleştirmek gerekiyor. Kalan alanlarda okuyacak olan biri için asıl soru şu: dört yılını, büyükşehir hareketliliğinden çok kurumsal bir misyonun ve iki devletli bir çatının içinde geçirmeye hazır mı?
Genel olarak Türkistan; net bir hukuki-akademik çerçeve arayan, Türkiye-Kazakistan bağını sadece kâğıt üzerinde değil günlük hayatında da deneyimlemek isteyen, sakin ve odaklanmaya elverişli bir ortamda okumaya değer veren öğrenciler için makul bir tercih. Buna karşılık büyük şehrin kalabalığından, sosyal çeşitliliğinden veya oturmuş bir kampüs geleneğinden beslenmeyi bekleyenler, ya da hukuk-tıp gibi burada kapalı olan alanlara yönelenler için bu şehir doğru adres değil. Kararı verirken en sağlam yol, hem kendi bölümünün denklik durumunu resmî kaynaktan teyit etmek hem de bu üniversitenin "şehri kuran kurum" kimliğini bir dezavantaj değil, bilinçli bir tercih olarak görüp görmediğini kendine sormak.
Yükleniyor...
