Türkistan İlinin İklimi
Türkistan'a ilk gelenleri asıl şaşırtan yaz oluyor genellikle. Ekim ayında hazırlık okuyanlar için başlayan eğitim hayatının ilk aylarında hava hâlâ sıcak ve kurak gidebiliyor; güneş açık, gökyüzü bulutsuz — ama bu keyifli bir "sonbahar" değil, bazen tam anlamıyla bir yaz sıcağı gibi hissettiriyor. Yaz aylarında şehir gerçek anlamda kavruluyor; öğle saatlerinde dışarıda uzun süre kalmak zorlaşıyor, yürüyerek bir yere gitmek bile plan gerektiriyor. Bu dönemlerde en sıcak saatleri kapalı mekânlarda geçirmek, işini sabah erken ya da akşamüzeri halletmek daha mantıklı hâle geliyor.
Kış ise beklenenden farklı bir karakterde. Ülkenin kuzeyiyle kıyaslandığında burada kışlar o kadar sert değil — ortalamalar sıfırın etrafında gidiyor, ama zaman zaman belirgin şekilde soğuyan, donlu günler de araya giriyor. Kar görmek mümkün, rüzgâr da yıl boyu şehrin bir parçası; özellikle açık alanda, kampüse yürürken ya da merkeze inerken hissedilir oluyor. Bu yüzden kışlık mont, atkı-bere gibi klasik kış kıyafetleri yanında rüzgâra karşı bir şeyler bulundurmak işe yarıyor; yazın ise hafif, terletmeyen kıyafetler ve güneşten korunma neredeyse zorunlu hâle geliyor.
Kampüse ulaşım açısından asıl zorlayan mevsim kış değil, yazın en sıcak haftaları oluyor — sabah erken çıkmayan, öğle sıcağında yürüyerek gitmeye çalışan öğrenci için gün oldukça yorucu geçebiliyor. Kışın kar ya da soğuk günlerde de kampüse gidiş biraz daha planlı yapılıyor, ama şehrin ölçeği düşünüldüğünde bu, alışılamayacak bir zorluk değil.
Dışarıda vakit geçirmek için en keyifli dönem ilkbahar ve sonbaşı olarak öne çıkıyor; ne aşırı sıcak ne de soğuk olan bu aralıkta ders arasında dışarıda oturmak, akşamüstü yürüyüşe çıkmak daha kolay geliyor. Yıl boyunca hissedilen rüzgâr ve yazın çok yüksek sıcaklıklara çıkabilen hava, buraya gelen herkesin en azından ilk dönem alışması gereken iki şey oluyor — ama bir süre sonra bu ritim, günlük hayatın doğal bir parçası olarak kabulleniliyor.
Yükleniyor...
