Gaziantep İlinin İklimi
Gaziantep'e ilk gelenleri asıl şaşırtan yaz değil, kışın kendisi oluyor. "Güneydoğu'ya gidiyorum, hep sıcak olur" diye hazırlanıp gelenler, Kasım-Aralık'ta havanın gerçekten soğuduğunu, yağmurun sık sık yağdığını görünce plan değiştiriyor. Şehir denizden fazla yükseklikte bir plato üzerinde kurulu olduğu için kış burada hafif geçen bir mevsim değil; kalın mont, su geçirmez ayakkabı ve şemsiye dolapta gerçekten işe yarıyor. Kar her yıl görülmese de zaman zaman düşüyor, o günlerde kampüse gidiş biraz yavaşlıyor, yollar kayganlaşıyor — ama bu birkaç günle sınırlı bir durum, aylarca süren bir kış sertliğinden bahsetmiyoruz.
Yaz ise tam tersi bir uçta: Temmuz-Ağustos'ta hava hem sıcak hem de belirgin biçimde kurak, neredeyse hiç yağmur düşmüyor. Bu dönem yaz tatiline denk geldiğinden günlük kampüs hayatını doğrudan etkilemiyor, ama Eylül'de derslerin başlamasıyla birlikte hâlâ sıcak günlere denk gelenler oluyor. Öğleden sonra güneşin altında uzun yürüyüş yapmak bu aylarda pek keyifli değil, gölge ve klima arayışı öğrenci hayatının küçük bir gerçeği hâline geliyor.
Asıl keyifli dönem ilkbahar ve sonbahar. Havanın ne çok sıcak ne çok soğuk olduğu bu aylarda dışarıda oturmak, ders arasında kampüs çevresinde vakit geçirmek, hafta sonu dışarı çıkmak çok daha rahat. Yıl kabaca iki uca ayrılmış gibi hissettiriyor: kurak ve sıcak bir yaz, yağışlı ve soğuk bir kış, aradaki geçiş dönemleri ise şehrin en yaşanabilir zamanları. Bu da gardırobun tek bir mevsime göre değil, iki farklı uca göre hazırlanması gerektiği anlamına geliyor — hem yazlık hafif kıyafetler hem de gerçek anlamda kışlık kıyafetler burada işe yarıyor.
Yükleniyor...
