Bilecik İlinde Öğrenci Olmak
Sabah kampüse çıkmak burada küçük bir ritüel. Öğrencilerin çoğu merkezde ya da merkeze yakın bir yurtta, apartta kalıyor, kampüs ise Gülümbe'de, şehrin biraz dışında. Yani gün, dolmuşa binip birkaç kilometre yol almakla başlıyor. İlk haftalarda bu mesafe biraz garip gelebilir ama kısa sürede günün doğal bir parçasına dönüşüyor: dolmuşta yarım saatlik ders tekrarı, arkadaşla buluşup birlikte gitme, sabahın erken saatinde kampüs girişindeki durakta biraz beklemek.
Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi'nde fakülte çeşitliliği geniş. Diş Hekimliği okuyan biriyle İlahiyat ya da Mühendislik okuyan biri aynı kampüste, çoğu zaman aynı kantinde karşılaşıyor. Şehir küçük olduğu için bu karşılaşmalar tekrarlıyor, yüzler tanıdık geliyor. Bir süre sonra farklı bölümden insanları da adıyla tanır hale geliyorsun; bu da arkadaş çevresinin tek bir bölümle sınırlı kalmamasını sağlıyor.
Herkesin aynı kampüste okumadığını da bilmek gerekiyor. Üniversitenin Osmaneli, Pazaryeri, Söğüt, Bozüyük gibi ilçelerde meslek yüksekokulları var. Bu ilçelerde okuyan bir arkadaşınla buluşmak istediğinde iş biraz uzuyor; ya sen ona gidiyorsun ya o sana. Bu yüzden bazı arkadaşlıklar hafta içi mesajlaşmayla, hafta sonu yüz yüze buluşmayla sürüyor. Herkes aynı sosyal hayata aynı kolaylıkla dahil olmuyor, ama bu genelde ilişkiyi bitiren değil, ritmini belirleyen bir şey.
Kampüs içinde vakit geçirmek kolay. Dersler arası kantin, kütüphane, bölüm koridorları doğal buluşma noktaları. Şehir merkezine inmek isteyenler için de aynı dolmuş hattı işliyor; ders bittikten sonra birkaç arkadaşla merkeze inip çay içmek, biraz gezinip geri dönmek yaygın bir alışkanlık. Merkez küçük olduğu için orada da sürekli tanıdık yüzlerle karşılaşıyorsun, bu da şehri "herkesin birbirini bildiği" bir yer haline getiriyor.
Hafta sonu eve gitmek isteyenler için ulaşım genelde plan gerektiriyor. Şehirden yüksek hızlı tren hattı geçse de her sefer burada durmuyor, o yüzden gara gitmeden önce hangi trenlerin durduğunu bilmek gerekiyor. Kalan mesafeyi de dolmuşla tamamlıyorsun; yani eve gitmek tek bir adımdan değil, birkaç küçük adımdan oluşan bir rutine dönüşüyor. Bu durum zamanla planlı hareket etmeyi öğretiyor: bilet almadan önce sefer bilgisine bakmak, dolmuş saatini hesaba katmak gibi.
Genel olarak arkadaş edinmek zor değil. Şehir küçük olduğu için sosyal çevre hızlı oluşuyor, aynı yüzlerle sık karşılaşmak insanı doğal olarak birbirine yaklaştırıyor. Kampüs hayatı yoğun bir şehir hareketliliğiyle değil, daha sakin, tekrar eden bir ritimle ilerliyor. Bu ritmi seven biri için gün, kampüs, dolmuş, merkez ve arkadaş çevresi arasında akıp giden, tanıdık ve öngörülebilir bir düzen kuruyor.
Yükleniyor...
