Bilecik İlinde Kültür ve Sanat
Bilecik'te kültürel hayatın merkezi çoğu zaman şehrin kendisi değil, tarihe açılan kapılar. Merkezde Şeyh Edebali Türbesi'ne çıkan yokuşu bilmeyen yoktur; hafta içi bir öğleden sonra oraya çıkıp biraz oturmak, ilk keşfedilen "kaçış" noktalarından biri oluyor. Ama asıl kültürel rota buradan Söğüt'e uzanıyor. Ertuğrul Gazi Türbesi'nin bulunduğu Söğüt ayrı bir ilçe, merkezden biraz uzakta. Bir kısım öğrenci bir hafta sonu programını iki türbeyi de görmeye ayırıyor; sabah merkezde başlayıp öğleden sonra Söğüt'e geçmek, buradaki en bilindik kültür gezisi sayılabilir.
Yıl içinde bu rotayı canlandıran bir dönem var: eylül ayı. O hafta Söğüt bambaşka bir yer oluyor. Ertuğrul Gazi'yi Anma ve Söğüt Şenlikleri, yıllardır kesintisiz sürdürülen, Yörük topluluklarının cirit ve güreşle katıldığı bir tören. Şehirdeki öğrencilerin çoğu bu şenliğe en az bir kez gidiyor; hem tarihi bir tören izleme fırsatı hem de Bilecik'in yılın en kalabalık, en hareketli günlerinden biri. Geri kalan on bir ay ise Söğüt daha sakin bir kasaba ritmine dönüyor, bu yüzden büyük şehirden gelenlerin "her hafta bir şey oluyor" beklentisiyle gelmesi doğru olmaz.
Tarih katmanı Bilecik'te tek bir noktada değil, dağınık duruyor. Bozüyük tarafında Metristepe'de İnönü Muharebeleri'nin izini taşıyan bir anıt var; anma törenleri belirli tarihlerde düzenleniyor ve bu tür günlerde şehir kısa süreliğine resmi bir havaya bürünüyor. Bu törenlere katılabilirsin ama günlük sosyal hayatın parçası olmaktan çok, yılda birkaç kez hatırlanan bir katman bu.
Konser, tiyatro, sinema gibi klasik şehir kültürü söz konusu olduğunda Bilecik'in büyük şehirlerle yarışmadığını baştan söylemek lazım. Üniversitenin düzenlediği etkinlikler ve zaman zaman belediyenin desteklediği programlar oluyor, ama bunlar sürekli ve yoğun bir takvim oluşturmuyor. İstanbul'dan ya da Ankara'dan gelen, her hafta bir gösteriye gitmeye alışkın biri burada bir boşluk hissedebiliyor. Bu boşluğu dolduran şey genelde açık hava ve doğa oluyor: Pelitözü Gölpark çevresinde yürüyüş yapmak, arkadaşlarla piknik kurmak, buradaki sosyal hayatın önemli bir parçası. Hafta sonları özellikle kalabalıklaşan bir yer burası, bu yüzden sakin bir gün geçirmek isteyenler hafta içine denk getirmeyi tercih ediyor.
Yemek kültürü de burada bir tür kültürel doku sayılabilir. Bölgeye özgü tescilli lezzetler — Pazaryeri Helvası, Bozüyük'ün mercimekli mantısı, Osmaneli'nin ayva lokumu gibi — şehirle tanışmanın bir parçası oluyor. Bunları tatmak için özel bir mekân aramaya gerek yok, çoğu zaman bir arkadaşın memleketinden getirdiği ya da bir esnafın önerdiği bir tat oluyor bu.
Kısacası Bilecik'in kültürel hayatı sahne sanatlarından çok tarih ve doğa üzerine kurulu. Büyük şehirlerin yoğun etkinlik takviminden gelen biri burada bir şeylerin eksik olduğunu hissediyor, ama tarihe meraklı biri için şehir, ders kitaplarında okunan yerlerin içinde yaşama fırsatı sunuyor.
Yükleniyor...
