Artvin İli Hakkında Genel Bilgiler
Artvin'i tarif etmenin en kolay yolu şu: bir vadinin duvarına yaslanmış bir şehir. Çoruh Nehri aşağıdan akar, ev ve caddeler yukarıya doğru sıralanır. Şehir düz bir zeminde değil, eğimin üstünde kurulmuş. Bu, Artvin'in karakterini baştan belirleyen fiziksel gerçek; buraya gelen herkes bunu ilk günden hissediyor.
Bu coğrafya rastgele değil. Artvin'in bugünkü kimliğinde Çoruh'un ayrı bir yeri var. Nehir, yıllar içinde art arda kurulan barajlarla ilin ekonomik ve görsel imzasına dönüşmüş durumda. Şehrin çevresinde baraj gölleri, enerji santralleri, dağların arasında beliren su kütleleri var. Bu, doğayla iç içe ama aynı zamanda "sanayileşmiş vadi" hissi veren bir manzara demek. Ders arasında pencereden dışarı baktığında gördüğün şey ne saf bir orman kartpostalı ne de kalabalık bir şehir manzarası; ikisinin arası bir şey.
İklim konusunda Artvin'i komşularıyla karıştırmamak gerekiyor. Kıyıya yakın ilçeler klasik Karadeniz'in nemli, sürekli yağışlı havasını yaşıyor. Ama il merkezi vadinin içeride kalan kısmında olduğu için hava orada farklı işliyor. Kışlar soğuk geçiyor, yazlar kıyıya göre daha kurak ve daha net mevsimler halinde yaşanıyor. Bu yüzden Artvin'i sahil şehri gibi düşünmek yanıltıcı olur; şehir kıyıdan görünmez, kendi mikro-iklimini yaşar.
Artvin'in bir başka yüzü, merkezin biraz dışında saklı. Borçka'ya bağlı Camili, yani Macahel bölgesi, Türkiye'nin ilk ve tek biyosfer rezerv alanı unvanını taşıyormuş. Bu, ülkede eşi olmayan bir coğrafi statü. Buraya gitmek günübirlik bir gezi değil, ayrı bir dünyaya girmek gibi anlatılıyor: dağlarla çevrili, kendi ritmi olan köyler. Dört yıl boyunca bu bölgeyi belki birkaç kez ziyaret edersin ama varlığını bilmek bile Artvin'in sırf "orman ve baraj" şehri olmadığını, kendine has doğal zenginlikleri barındıran bir il olduğunu gösteriyor.
Mutfak tarafında da Artvin kendi yolunu çiziyor. Çoğu kişi Doğu Karadeniz deyince aklına çay ve fındık geliyor, ama bu ürünler Artvin'in kıyı ilçelerine özgü; merkezde hayat başka bir mutfak etrafında dönüyor. İlin kendine ait, coğrafi işaret almış yemekleri var: bunlardan biri puçuko, kurutulmuş fasulyeden yapılan özgün bir yemek. Bir diğeri Hopa'ya özgü tatlı bir börek türü. Bu ayrıntılar küçük gibi görünse de aslında önemli bir şeyi gösteriyor: Artvin, çay-fındık klişesiyle özetlenebilecek bir yer değil, kendi mutfak kimliği olan bir il.
Bütün bunların öğrenci hayatına yansıması şöyle özetlenebilir: Artvin, büyük şehirlerin sunduğu hıza ve çeşitliliğe sahip değil ama doğayla, coğrafyayla, kendine özgü bir kültürle iç içe yaşamayı sunuyor. Şehir küçük ölçekli ve dik yapısıyla insanı bir yere sıkıştırıyor gibi görünse de, aynı zamanda çevresinde keşfedilecek, alışılmışın dışında yerler barındırıyor. Dört yıl boyunca burada okumak, bir yandan vadinin dar sınırları içinde günlük bir rutin kurmak, bir yandan da o rutinin dışına çıkıp Türkiye'de başka hiçbir yerde göremeyeceğin coğrafi ve kültürel katmanlarla karşılaşmak demek.
Yükleniyor...
