Artvin İlinin Demografik Yapısı
Artvin küçük bir il, bu yüzden öğrencinin şehirle ilişkisi de küçük ölçekte kuruluyor. Herkes birbirini az çok tanıyor, sen de kısa sürede bu tanışıklığın bir parçası oluyorsun.
Şehrin nüfus yapısı göç veren bir yapı. Genç nüfus iş bulmak için büyükşehirlere gidiyor, merkezde kalan nüfus bu yüzden yaşlıca bir profil çiziyor. Üniversiteli olduğun hemen belli oluyor bu tabloda. Sokakta, çay ocağında, dolmuşta genç bir yüz görülünce bunun öğrenci olduğu tahmin ediliyor, esnaf da bunu biliyor. Yani burada öğrenci olmak anonim kalmak değil, tam tersine görünür olmak demek.
Bu görünürlüğün iki yüzü var. Bir yanda esnafla, ev sahibiyle, kafe sahibiyle kurulan ilişki hızlı ısınıyor; birkaç hafta içinde adını bilen, "nereden geldin" diye soran, sonra yolda selam veren insan sayısı artıyor. Diğer yanda mahremiyet biraz daralıyor — büyükşehirde kaybolabildiğin o kalabalık burada yok. Herkesin seni biraz tanıdığı bir yerde yaşıyorsun.
Yerel halk için öğrenci hiç yabancı bir şey değil. Üniversite yıllardır şehrin bir parçası, kentin ritmine çoktan girmiş durumda. Bu yüzden "öğrenci geldi, şehir tedirgin oldu" gibi bir tablo yok; daha çok "öğrenciler her yıl gelir, gider" düzenine oturmuş bir alışkanlık var.
Artvin'in nüfus yapısı, sınırların zaman içinde değişmesiyle, farklı dönemlerde farklı egemenliklerin izini taşıyan bir geçmişten geliyormuş. İlçeler arasında halk kültüründe, mutfakta, dilde gözle görülür bir çeşitlilik var. Bu, şehre kozmopolit bir büyükşehir havası vermiyor ama tek tip bir taşra izlenimi de bırakmıyor. Her ilçenin kendine has bir tınısı olduğunu, ilçeler arası gidiş gelişlerde fark ediyorsun.
Dışarıdan gelen biri için iletişim genelde zor değil. Yerel halk konuşkan, soran, meraklı bir tavırla yaklaşıyor. İlk haftalarda "buraya nereden düştün" sorusunu sık duyarsın ama bu soru dışlayıcı değil, tanışma niyetiyle sorulan bir soru. Farklı şehirlerden gelen öğrenciler bir süre sonra kendini şehrin bir parçası gibi hissetmeye başlıyor, çünkü şehir küçük olduğu için kaynaşma da hızlı işliyor.
Şehrin geleneksel bir dokusu var, bu doğru; ama bu doku kapalı bir toplum anlamına gelmiyor. Daha çok herkesin birbirini tanıdığı, yeni gelenin de bir süre sonra bu tanışıklık ağına dahil olduğu bir yapı. Kalabalığın içinde kaybolmayı seven biri için bu ilk başta garip gelebilir; ama kısa sürede bu küçüklüğün getirdiği bir aidiyet hissi de oluşabiliyor.
Yükleniyor...
