Van İlinde Yeme-İçme
Van'a gelen bir öğrencinin şehirle ilgili ilk sohbet konusu neredeyse her zaman kahvaltıdır. Burada kahvaltı bir öğün değil, kendi başına bir sosyal kurum gibi işliyor — sabah erkenden açılan, masaya onlarca küçük tabağın sığdığı, oturup uzun uzun vakit geçirilen bir düzen. Şehir merkezinde bu geleneğin toplandığı bir sokak var, kahvaltı işini yıllardır yapan mekânların yan yana sıralandığı bir yer; merkeze indiğinde muhakkak birilerinin önereceği bir adres burası. Bunun ne kadar turist uğrağı ne kadar öğrenci rutini olduğu kişiden kişiye değişiyor — bazıları için hafta sonu özel bir gidiş, bazıları için ise şehirdeymiş hissi veren sıradan bir buluşma noktası oluyor.
Sofranın içeriği de alışılmış bir kahvaltı tabağından farklı. Murtuğa denen, un ve tereyağıyla yapılıp üzerine ceviz serpilen sıcak bir lezzet var; kavut denen kavrulmuş buğday da benzer şekilde doyurucu ve enerji verici bir tat. Otlu peynir sofranın vazgeçilmezlerinden ama bunu tamamen Van'a özgü saymamak lazım — göl havzasının paylaşılan bir geleneğiymiş, Bitlis tarafında da yapılıyor; Van'ın kendine ait olan tarafı bu peynirin burada uzun süredir üretilip tescillenmiş olması. Bunun yanına kaymak, bal, tandır ekmeği, Van çöreği, gül ve ceviz reçeli gibi ürünler eklenince masa gerçekten kalabalıklaşıyor. İlk haftalarda "bu kadar çeşit nasıl bir kahvaltıya sığar" diye şaşıranlar, birkaç ay sonra aynı sofrayı özlemeye başlıyor.
Kahvaltı dışında şehirde yemek yemek zor değil; merkezde günlük ihtiyaçları karşılayacak lokanta, kebapçı ve esnaf lokantası çeşitliliği var, kampüs de kendi içinde günlük yemek ihtiyacını büyük ölçüde karşılıyor — merkeze inmek daha çok canı bir şeyler değiştirmek isteyenlerin tercihi oluyor. Gölden çıkan balık da sofralarda kendine yer buluyor; bunu da yalnızca Van'a özgü bir lezzet gibi sunmamak gerekir, göl kıyısındaki illerin ortak nimeti bu. Geç saatlerde yemek bulma konusunda şehrin nasıl bir ritim izlediğine dair net bir gözlem vermek doğru olmaz, çünkü bu büyük ölçüde nerede kaldığına ve hangi mahallede vakit geçirdiğine göre değişiyor; genel olarak söylenebilecek şey, şehrin geç saatlere kadar açık kalan hareketli bir gece hayatından çok, gündüzün ve sabahın öne çıktığı bir düzeni olduğu.
Van'a gelip de denemeden dönmemek gerekenler listesi aslında kısa ve netleşiyor: bir sabah kahvaltı sofrasına oturmak, murtuğayı ve kavutu tatmak, otlu peynirle tandır ekmeğini bir arada denemek. Bunlar şehirde geçirilen dört yılın bir yerinde mutlaka karşılaşılacak, sonradan başka şehirlerde arayıp bulunamayan tatlar oluyor.
Yükleniyor...
