Lefkoşa İlinde Yeme-İçme
Lefkoşa'da yemek meselesi aslında iki ayrı hayat gibi ayrılıyor: gündüz Suriçi, akşam Dereboyu.
Ders arası ya da hafta sonu Suriçi'ne inen öğrenci genelde Arasta'ya, Bandabuliya'ya ya da Büyük Han'a takılıyor. Arasta'nın dar, araç girmeyen sokağında küçük lokantalar ve tatlıcılar art arda sıralanıyor. Buraya gelenlerin çoğu bir öğle arası kahve içip esnafla iki çift laf edebiliyor. Bandabuliya biraz daha pazar havasında; sebze-meyve reyonlarının arasında küçük çay-kahve köşeleri var, oturup dinlenmek isteyenler için rahat bir durak. Büyük Han'ın avlusu da benzer bir işlev görüyor, eski kervansarayın taş duvarları arasında kafede oturup ders çalışmak ya da arkadaşla buluşmak buradaki öğrencilerin bildiği bir alışkanlık. Bu üçlü öğle saatlerinde ve gündüz vakti hareketli; akşam geç saatlere kadar açık kalan bir bölge değil, daha çok gündüzün ve hafta sonu gezmesinin mekânı.
Akşam işi ise Dereboyu'na kalıyor. Kampüsten ya da yurttan çıkıp merkeze inen öğrencinin büyük kısmı için akşam yemeği ya da buluşma noktası genelde bu cadde oluyor. Bar, restoran, kafe yan yana sıralanıyor; canlı, kalabalık bir hat. Gece için bir şey yemek isteyen öğrenci de burada bir seçenek bulabiliyor, çoğu mekân geç saate kadar açık kalıyor. Kampüs çevresinde de günlük ihtiyacı karşılayacak küçük lokantalar, fırınlar, tost-büfe tarzı yerler var; her gün oraya gitmek gerekmiyor ama hızlı bir şey yemek istendiğinde iş görüyor.
Yemek kültürü açısından Kıbrıs'ın ortak sofrası burada da geçerli. Hellim ızgarada ya da tostta karşına çıkıyor, şeftali kebabı adının aksine içinde şeftali olmayan bir ızgara eti, molehiya ve pilavuna gibi paylaşılan lezzetler menülerde sık görülüyor. Bunlar Lefkoşa'ya özgü değil, adanın her yerinde karşına çıkan tatlar ama Suriçi'ndeki eski çarşı dokusunda yenmesi ayrı bir keyif. Bandabuliya'nın tezgahları arasında bir kahve içmek ya da Arasta'da bir tatlıcıdan geçerken durup bir şey almak, buradaki öğrenci hayatının küçük ama tekrarlayan sahnelerinden biri.
Yükleniyor...
