Lefkoşa İlinde Üniversite Okunur mu?
Lefkoşa'yı seçerken kafanda oturması gereken bir şey var: burası KKTC'nin başkenti ama sahil şehri değil. Denizi yok. Bunu bilerek gelen biriyle, "zaten Kıbrıs'a gidiyorum, her yer deniz kenarıdır" diye gelen biri çok farklı bir dört yıl yaşıyor. O yüzden ilk soru bu olmalı: deniz senin için üniversite hayatının bir parçası mı, yoksa hafta sonu arabayla gidilecek bir ayrıcalık mı? Lefkoşa'da ikincisi geçerli.
Kampüslerin şehrin çeperinde, kendi başına birer yerleşke gibi kurulmuş olması da bir tercih meselesi. YDÜ kendi bulvarında, UKÜ Haspolat'ta, merkezden bir mesafede duruyor. Bu, her sabah tarihi dokunun içinden geçip okula gitme hissi vermiyor; daha çok kendi kampüsünün ekosistemine gömülme hissi veriyor. Kütüphanesi, hastanesi, sosyal alanları kampüsün içinde. Bunu bir eksiklik gibi değil, bir yapı olarak görmek gerekiyor: gündüzün büyük kısmını kampüste geçirip şehre daha çok akşamları ve hafta sonları çıkan bir ritim kuruyorsun. Şehir merkeziyle organik, günlük bir iç içelik bekleyen biri için bu mesafe biraz soğuk gelebilir. Kampüsün kendi kendine yeten bir dünya olmasını sevecek biri için ise bu tam tersine bir avantaj.
Yükseköğretimin bu şehirdeki ağırlığı sadece üniversite sayısından ibaret değil. Sektörü denetleyen kurumun, YÖDAK'ın da yine bu şehirde konuşlanmış olması ilginç bir şey söylüyor: Lefkoşa, KKTC'de yükseköğretimin idari merkezi. Bu, günlük öğrenci hayatını doğrudan değiştiren bir şey değil ama şehrin karakterine dair bir ipucu veriyor. Burası bir "üniversite kasabası" değil, devlet kurumlarının, bakanlıkların, düzenleyici kurulların da yoğunlaştığı bir başkent. Kampüs dışına çıktığında karşına salt bir öğrenci şehri değil, resmi işleyişi olan bir başkent çıkıyor. Bu bazı öğrenciye "gerçek bir şehirde yaşıyorum" hissi verirken, bazısına biraz daha resmi, biraz daha az "her şey öğrenci için kurulmuş" bir hava gibi gelebilir.
Güçlü tarafı şurada duruyor: birden fazla üniversitenin aynı şehirde toplanmış olması, aynı yaştaki insanlarla sürekli karşılaşacağın, sosyal çevrenin kolayca kurulabildiği bir zemin yaratıyor. Ada ortasında olmasına rağmen ülkenin geri kalanına, özellikle havalimanına yakınlığı, gidiş-gelişleri kolaylaştıran bir avantaj. Tarihi dokusu -- Suriçi'nin çarşıları, hanları, camisi -- gerçek bir şehir kimliği sunuyor; bu, sadece kampüsten ibaret olmayan bir tercih olduğunu hissettiriyor.
Sınırlılığı da açık: deniz beklentisiyle gelen, her hafta sonu plaja gitmeyi hayatının parçası sayan biri burada bunu bulamıyor, en fazla bir günlük geziye dönüştürüyor. Kampüsün merkezden fiziksel olarak ayrı olması, "şehrin tam ortasında okuyorum" hissi arayan biri için de beklediğini karşılamayabilir.
Genel olarak Lefkoşa, deniz kenarı fantezisi kurmadan, gerçek bir başkentte, kendine yetebilen bir kampüs düzeninde dört yıl geçirmeyi kabul edebilen öğrenciye iyi geliyor. Sahilde büyümüş, günlük hayatının parçası olarak denizi arayan ya da kampüsün şehir merkeziyle iç içe olmasını bekleyen biri burada bir şeyin eksik olduğunu hissedebilir.
Yükleniyor...
