Lefkoşa İlinin İklimi
Lefkoşa'nın denizi yok. Bu, hava durumunu doğrudan etkiliyor. Girne ya da Gazimağusa'da deniz sıcağı bir şekilde yumuşatıyor, esen meltem gündüzü çekilir kılıyor. Lefkoşa adanın ortasında, o rüzgârdan mahrum. Yaz orada daha keskin, daha bastırıcı geliyor.
Temmuz-ağustos şehrin en zorlu ayları. Öğleye doğru sokaklar boşalıyor, güneş dik açıyla vuruyor, gölge bulmak bile bir mesele oluyor. Kampüse sabah erken giden öğrenciler bunu bir avantaj sayıyor, çünkü öğleden sonra yürümek gerçekten yoruyor insanı. Yurttan çıkıp derse gitmeden önce şişe suyu, şapka gibi küçük alışkanlıklar bu dönemde kendiliğinden yerleşiyor. Klimasız bir odada ders çalışmak da o aylarda pek mümkün olmuyor; çoğu öğrenci bunu ilk yılında öğreniyor.
Kış tarafı farklı bir sürpriz. Deniz kıyısındaki şehirlere göre kış burada biraz daha soğuk hissediliyor, özellikle geceleri. Gündüzler genelde güneşli ve ılık geçse de akşam sıcaklık hızla düşüyor. Kalın bir mont her öğrencinin dolabında yer alıyor, ama esas mesele ısıtma. Kışın soğuk gecelerde oda sıcaklığını dengede tutmak bazı yurtlarda ve evlerde küçük bir alışkanlık hâline geliyor; kalın çorap, battaniye, sıcak içecek gibi basit şeyler devreye giriyor.
En keyifli dönem ilkbahar ile erken sonbahar. O aylarda hava ne fazla sıcak ne fazla soğuk oluyor, dışarıda oturmak, ders arasında bir bahçede vakit geçirmek mümkün hâle geliyor. Suriçi'nde yürümek, kampüs bahçelerinde ders çalışmak bu dönemlerde çok daha cazip geliyor.
Yağmur konusu da alışılmadık gelebilir. Yaz boyunca hemen hiç yağmur düşmüyor, gökyüzü aylarca aynı kalıyor. Kışın ise yağış bazen yoğunlaşıyor, ama kısa sürede geçiyor genelde. Şemsiye taşımak yıl boyu değil, belirli aylarda anlam kazanıyor.
Sonuçta Lefkoşa'da hava, gündelik planı biçimlendiren bir unsur. Yaz sıcağına göre ders çalışma saatini, dışarı çıkma zamanını ayarlamak; kışın ise ısınma meselesini çözmek gerekiyor. Bu, adanın kıyı şehirlerinde yaşamaktan biraz farklı bir alışkanlık ister.
Yükleniyor...
