Diyarbakır İlinde Üniversite Okunur mu?
Diyarbakır'da dört yıl geçirmek her adaya göre değil. Bunu baştan söylemek gerekiyor çünkü şehir kendini fazla saklamıyor: ya bu ritme, bu iklime, bu ölçeğe uyum sağlarsın ya da sürekli bir şeyle boğuşarak geçirirsin dört yılını.
Dicle Üniversitesi'nin kuruluş hikâyesi bir tıp fakültesinden geliyor, bölgenin sağlık ihtiyacına cevap vermek için büyümüş bir kurum bu. Bu köken hâlâ üniversitenin akademik kimliğinde hissediliyor — sağlık bilimleri, tıp, diş hekimliği, eczacılık gibi alanlarda güçlü bir altyapı ve bölgesel bir ağırlık var. Bu yüzden özellikle sağlık bilimleri okumak isteyen biri için Diyarbakır, sırf şehir güzel diye değil, kurumun kendi tarihinden gelen bir ciddiyetle de tercih edilebilir bir yer. Mühendislik, eğitim, edebiyat gibi diğer fakültelerde de yelpaze geniş; ama üniversitenin omurgasının nereden geldiğini bilmek, adayın neyle karşılaşacağını anlaması için önemli.
Peki kimin için doğru bir tercih burası? Yeni bir şehri, yeni bir kültürü, farklı bir gündelik ritmi merak eden, dört yılını sadece kampüs-yurt arasında geçirmek istemeyen biri için Diyarbakır zengin bir deneyim sunuyor. Sert bir iklime, uzun bir kurak yaza katlanmaya gönüllü olan, büyükşehirin bütün alışkanlıklarından (özellikle gece hayatı ve çeşitlilik konusunda) biraz taviz vermeyi kabul eden biri burada rahat eder. Kendi kabuğuna çekilmeden, mahalle esnafıyla, sınıf arkadaşlarıyla, farklı bir dil ve kültürün gündelik izleriyle karşılaşmaya açık olanlar için şehir öğretici bir yer.
Zorlanacaklar da var elbette. Her gün bir metropolün kalabalığını, çok seçenekli sosyal hayatını, alışveriş çeşitliliğini arayan biri burada eksiklik hissedebilir. Yazın uzun ve sert geçmesi, kışın da beklenmedik şekilde soğuk olması, hazırlıksız gelen için ilk aylarda gerçek bir uyum sınavı. Şehrin kendine has bir geçmişi ve toplumsal dokusu var; bunu merak etmeden, sadece "okulum bitsin gideyim" diyerek gelen biri, burada kendini hep yarım hissedebilir. Diyarbakır, ilgisiz kalmaya izin vermeyen bir şehir — ya içine girersin ya da dışarıda kalırsın.
En güçlü tarafı, güçlü bir akademik kimliği olan üniversitenin, tarihi ve kültürel dokusu yoğun bir şehirle birleşmesi; öğrenci burada sadece ders çalışmıyor, aynı zamanda ülkenin en eski yerleşimlerinden birinde, kendine özgü bir kentin parçası oluyor. En önemli sınırlılığı ise şehrin sunduğu sosyal ve kültürel çeşitliliğin büyük batı metropollerine kıyasla sınırlı kalması ve iklimin bazı dönemler günlük hayatı zorlaştırması. Bu iki gerçeği birden kabul edebilen bir aday için Diyarbakır, dört yılı boşa geçirmeyeceği, tersine kendine bir şeyler kazandıracağı bir şehir olabilir.
Yükleniyor...
