Diyarbakır İlinin İklimi
Diyarbakır'a ilk gelenlerin çoğu şehri yaz aylarında görüyor ve ilk şaşkınlık genelde burada yaşanıyor: güneş öğleden sonra neredeyse tepeden vuruyor, sokaklar bir anda boşalıyor. Ama bu sıcak, nem yüklü bir bunaltı değil — hava kuru olduğu için terleme daha az hissediliyor, gölgeye girince birkaç dakikada toparlanıyorsun. Yine de öğleni kampüste geçirmek gerektiğinde suyu yanından eksik etmemek, saat 12-16 arasını mümkünse kapalı mekânda planlamak zamanla öğrenilen bir refleks. Son yıllarda çevredeki sulama kanalları ve göletlerle havada eskisine göre biraz daha nem olduğu söyleniyor; bu yüzden yazın eskisinden daha yorucu geçtiğini düşünenler var, ama bu tamamen kişisel bir gözlem, herkes aynı şekilde hissetmiyor.
Şehrin oturduğu geniş, çanak biçimli düzlük — çevresi dağlarla çevrili bir plato havzası — hem yazın sıcağın içeride birikmesine hem de kışın soğuğun beklenenden ölçülü kalmasına neden oluyor. Yani "Güneydoğu" denince akla gelen sürekli sıcak imajı kışın burada geçerli değil; kar yağışı sık görülüyor ve bazı kış günleri gerçekten sert geçebiliyor. İlk defa gelenlerin ikinci şaşkınlığı genelde bu oluyor: yazın kavurucu sıcağını bilip gelen biri, Ocak ayında kalın mont, bere, eldiven gerektiren bir soğukla karşılaşınca hazırlıksız yakalanabiliyor. Kışlık kıyafeti dolapta bulundurmak, yurttan veya evden çıkarken hava durumuna bakmayı alışkanlık hâline getirmek burada gerçekten işe yarıyor.
Yağış açısından şehir merkezi nispeten kuru sayılıyor, yağmurun büyük kısmı sonbahar ve kış aylarında düşüyor; yaz neredeyse tamamen yağışsız geçiyor. Bu da günlük planlamayı kolaylaştıran bir yan: yazın yağmur endişesi taşımadan dışarıda vakit geçirebiliyorsun, ama kışın ders çıkışı ya da kampüsten dönüşte yağmur-kar ihtimalini hesaba katmak gerekiyor. Mevsim geçişleri de keskin yaşanıyor — bahar kısa sürüyor, çevre biraz yeşerip çabucak sararıyor; bu yüzden açık havada en keyifli dönem genelde ilkbaharın başı ile sonbaharın ortası arası olarak anlatılıyor, sıcaklığın ne çok yakıp ne de çok üşüttüğü bu aralıklar dışarıda vakit geçirmek, kampüs çevresinde yürümek için en rahat zamanlar.
Kampüse ulaşım açısından iklimin en somut etkisi kış aylarında hissediliyor; kar yağışı olan günlerde yollarda ve otobüs beklerken soğuk gerçek bir faktöre dönüşüyor, bu yüzden kışlık ayakkabı ve su geçirmez bir mont burada lüks değil ihtiyaç listesine giriyor. Yazın ise asıl mesele sıcaktan çok güneşten korunmak — şapka, güneş gözlüğü, açık renk kıyafet tercih edenler az değil. Genel olarak şehir dört mevsimi belirgin şekilde yaşatıyor; bu da valizi hazırlarken hem yazlık hem kışlık kıyafeti hesaba katmayı gerektiriyor, tek mevsime göre gelmek burada işe yaramıyor.
Yükleniyor...
