Trabzon İli Ulaşımı
Şehre ilk gelenlerin çoğunu asıl şaşırtan şey, Trabzon'un düz bir şehir olmaması. Deniz hep en aşağıda, kampüs ya da yurt genelde bir yamaç üstünde; bu ikisi arasındaki mesafe kuş bakışı kısa görünse de yürüyerek gitmek pek mantıklı değil, çünkü yol hep yokuş. Bu yüzden gündelik ulaşım kaçınılmaz olarak dolmuşa ve otobüse dayanıyor. Şehir içi toplu taşımanın tek katmanı bu: raylı sistem yok, tramvay yok, sadece bir otobüs-dolmuş ağı var ve bu ağ genelde merkezdeki duraklarda düğümleniyor. Sabah kampüse çıkarken ya da akşam yurda dönerken dolmuş beklemek günlük rutinin doğal bir parçası oluyor; saatinde gelmediği günler de oluyor, zamanla hangi hatta ne kadar bekleneceğini kestirmeyi öğreniyorsun.
Şehrin dik-yamaç yapısı, ulaşım altyapısına da yansıyor. Bir yerden bir yere gitmek çoğu zaman düz bir yol değil, tünel ve viyadüklerle örülü bir güzergâh anlamına geliyor; şehrin güney çıkışındaki yollarda bile kısa mesafenin büyük kısmı tünelden geçiyor. Bunun öğrenci hayatına yansıması şu: mesafe kâğıt üstünde kısa görünse de gerçek süre değişken olabiliyor, özellikle hava bozduğunda ya da trafik yoğunlaştığında.
Havayoluyla gelenler için iş oldukça pratik: Trabzon Havalimanı şehrin hemen yanı başında, merkeze yakın bir noktada, denize dolgu yapılarak inşa edilmiş bir alanda duruyor. Uçaktan inip valizini alan biri kendini uzun bir şehirlerarası transferin içinde bulmuyor, havalimanından merkeze inmek kısa sürüyor. Dönem başı ve sonu gidiş-gelişlerinde bu yakınlık gerçek bir fark yaratıyor; havalimanına gitmek için saatler öncesinden yola çıkmak gerekmiyor.
Trene gelince, burada net bir eksik var: şehirde demiryolu yok. Trabzon'a trenle gitmek ya da şehir içinde trenle bir yere ulaşmak mümkün değil, bu yüzden ulaşım planı yaparken bu seçeneği tamamen dışarıda tutmak gerekiyor. Şehir dışına çıkışlar da büyük ölçüde karayoluna, otobüs terminaline ve havalimanına dayanıyor.
Yürünebilirlik açısından şehir kendi içinde ikiye ayrılıyor gibi: merkezdeki düzlük kesim yürümeye uygun, ama kampüsün ya da yurtların bulunduğu yamaç kesimlerde günlük hareketi dolmuşsuz düşünmek zor. Gece geç saatte merkezden dönenler için dolmuş sıklığı düşüyor, bu yüzden hafta sonu akşamları eve dönüşü planlarken saat gözetmek gerekebiliyor.
Şehir dışına, özellikle Sümela ve Uzungöl gibi merkezden uzaktaki noktalara gidiş de kendine has bir ritme sahip. Sümela'ya gidenler genelde merkezden kalkan Maçka minibüsleriyle yola çıkıp, belli bir noktada arabayı bırakıp son etabı servisle tamamlıyor. Uzungöl için turizm sezonunda hattı işleten firmaların sık seferleri var, merkezdeki belirli bir kalkış noktasından saat başına yakın araç bulunuyor. Bu ikisi de günlük hayatın parçası değil, daha çok hafta sonu ya da özel bir gün için planlanan, ayrı bir yolculuk gibi düşünülüyor.
Yükleniyor...
