Trabzon İlinin İklimi
Trabzon'a ilk gelenlerin çoğu şehri "sürekli yağmur yağan yer" diye hayal ediyor, oysa gerçek biraz daha nüanslı. Yağış burada hayatın bir parçası ama beklendiği kadar sert ve kesintisiz değil; daha çok ara ara bastıran, bazen günün ortasında aniden başlayıp yarım saatte dinen türden bir düzeni var. Şemsiye çantada sabit bir eşyaya dönüşüyor, ama her gün yağmurluk giymek gerekmiyor diye düşünenler de yanılabiliyor — hava birkaç saat içinde değişebiliyor. Kampüse sabah güneşli çıkıp öğleden sonra sırılsıklam dönmek, buraya yeni gelenlerin ilk dönem sık yaşadığı bir şey.
En çok şaşırtan mevsim genelde sonbahar oluyor. Yılın en yağışlı dönemi ekim ayına denk geldiği için, okulların açıldığı ilk haftalarda hava beklenenden daha kapalı ve nemli geçebiliyor; "acaba hep böyle mi olacak" diye endişelenmeye başlıyorsun, sonra kışa doğru hava biraz dengeleniyor. Kış dışarıdan sert görünse de kıyı şeridinde ilk sanıldığı kadar soğuk değil; kar burada pek tutmuyor, doğrudan dondurucu bir soğuktan çok nemli ve rüzgârlı bir serinlik hâkim. Bu yüzden kalın mont kadar, içine giyilecek katmanlı ve su geçirmez bir dış giysi işe yarıyor; su geçirmeyen ayakkabı da kısa sürede bir lüks değil, gerçek bir ihtiyaç haline geliyor.
Yaz ise beklenmedik bir yüz gösteriyor: sıcaklık çok yüksek olmasa da hava nemli olduğu için özellikle temmuz-ağustosta dışarıda hareket etmek yoruyor, terleme hissi başka şehirlerdeki kuru sıcaktan farklı geliyor. Güneş bu mevsimde de günün her saatinde kendini göstermiyor; genel olarak güneşli gün sayısı bazı şehirlere göre daha az, bu da uzun süre kapalı hava geçse bile alışılması gereken bir şey.
Buna karşılık ilkbaharın sonu ile yazın başı, dışarıda vakit geçirmek için genellikle en keyifli dönem sayılıyor; hava henüz çok nemli-bunaltıcı hale gelmeden, yağış sıklığı azalmışken deniz kenarında yürümek ya da arkadaşlarla dışarıda oturmak bu aylarda daha rahat oluyor. Bazı yıllar mevsim normalleri de bozulabiliyor; geçtiğimiz yıl mayıs ayında normalin fazlasıyla üzerinde bir yağış yaşandı — yani "artık yaz geldi" diye rahatlamak bazen erken oluyor.
Kampüse ulaşım açısından yağış günü tamamen değiştiren bir engel değil ama küçük bir rutin gerektiriyor; yürüyerek gidenler yağmur molası verip devam edebiliyor, dolmuşla gidenler bazı günler daha kalabalık ve daha yavaş bir sabah bekleyebiliyor. Genel olarak buradaki iklim insanı bunaltacak kadar aşırı değil, ama her mevsim kendine has bir hazırlık istiyor; kışın ıslanmaya, yazın neme alışmak, sonbaharda sabırlı olmayı öğrenmek burada geçirilen ilk yılın küçük ama gerçek bir parçası.
Yükleniyor...
