Ordu İlinde Kültür ve Sanat
Ordu'nun kültürel hayatını büyük şehirlerin sunduğu yoğunlukla karşılaştırırsan haksızlık etmiş olursun; burada işler daha küçük ölçekte ve daha yavaş akıyor. Üniversitenin kendi etkinlik takvimi var — Güzel Sanatlar Fakültesi'nin sergileri, öğrenci topluluklarının konserleri, dönem sonu gösterileri kampüs hayatının içine yerleşmiş durumda. Bunlar büyük prodüksiyonlar değil ama ders arasında görüp gidebileceğin, tanıdık isimlerin sahne aldığı, kampüs içi sosyalleşmenin bir parçası olan etkinlikler. Şehir merkezinde belediyenin düzenlediği etkinlikler de oluyor; ama İstanbul ya da Ankara'dan gelen biri her hafta sonu farklı bir konsere, tiyatroya gidebileceği bir takvim beklemesin. Sinema seçeneği var, ama alternatif film gösterimleri ya da niş kültür mekânları konusunda seçenek sınırlı kalıyor.
Ordu'nun asıl güçlü tarafı, kültürü kapalı salonların dışında, şehrin kendi dokusunda bulman. Boztepe Teleferiği bunun en somut örneği — ilk aylarda mutlaka bir kez binilir, şehri ve denizi yukarıdan görmek turistik bir aktivite gibi başlar ama zamanla arkadaşlarını ağırladığında ya da moralin bozukken kafanı dağıtmak istediğinde gittiğin bir rutine dönüşür. Bir dönem boyunca en az bir kez misafirini teleferiğe götürmüş olman şaşırtıcı değil; şehrin kendini gösterme biçimi biraz da bu.
Yılın belirli bir döneminde şehrin kültürel gündemi biraz daha ilçelere kayıyor. Aybastı'daki Perşembe Yaylası'nda yüzyıllardır süregelen bir panayır ve güreş geleneği varmış; yaz aylarında düzenlenen bu şenlik, arkadaş grubuyla bir günlüğüne gidip katılınan, biraz da "buraya has bir şey görmüş olma" hissi taşıyan bir deneyim. Herkes düzenli gitmiyor ama en azından bir kez duyup merak eden, gidenlerin anlattıklarını dinleyen çok kişi oluyor.
Tarihi ve doğal alanlar konusunda şehrin biraz dağınık ama zengin bir mirası var — Paşaoğlu Konağı gibi küçük müzeler, kıyıdaki eski kilise yapıları, kalıntılar; bunlar müze gezisi anlamında yoğun bir program sunmasa da ders çıkışı ya da hafta sonu bir yürüyüşe konu olabilecek noktalar. Büyük şehirden gelen biri, düzenli sanat galerisi, canlı müzik sahnesi ya da uluslararası ölçekte festival arayışındaysa burada eksik hissedebilir; ama şehrin denizle, tepeyle, yayla kültürüyle kurduğu ilişki, kapalı mekân kültürünün eksikliğini bir noktada telafi ediyor. Kültürel hayat burada sahneden çok manzarada, salondan çok dışarıda yaşanıyor.
Yükleniyor...
