Ordu İlinde İlk İzlenimler ve Atmosfer
Ordu'ya ilk gelenler için şehirle tanışma aslında havada başlıyor. Uçak alçalırken pencereden bakan öğrencinin ilk tepkisi genelde aynı: pist denizin ortasındaymış gibi bir görüntü. Ordu-Giresun Havalimanı gerçekten dolgu üzerine kurulu, ve bunu bilmeden gelen biri inişte bir an "acaba doğru yere mi geldim" hissine kapılabiliyor. O ilk beş dakika, şehirle ilgili zihinde oluşan resmi büyük ölçüde belirliyor — çünkü kimse buna hazır gelmiyor, herkes anlatıyor.
Şehre inince ikinci şaşırma genelde coğrafyayla ilgili oluyor. Doğu Karadeniz'e gelen çoğu öğrenci zihninde bir "her yer dik yamaç, denizle dağ arasında sıkışmış sokaklar" imgesiyle geliyor. Ordu merkezi bu beklentiyi tam karşılamıyor; şehir bir ırmağın kıyısında oluşmuş, daha düzlemsel bir yerleşim alanı üzerinde yayılıyor. Yürüyüşe çıkan biri ilk günlerde beklediği kadar sürekli yokuş yaşamıyor, bu da şehri ilk hafta biraz daha "alışılabilir" hissettiriyor.
Şehrin gövdesini gözle ayırt eden ilk görsel imge ise genelde Boztepe teleferiği oluyor. Merkeze inen öğrencinin bakışı bir noktada yukarı kayıyor ve evlerin, çay bahçelerinin üzerinden geçen kabinleri fark ediyor. Bu görüntü, Ordu'yu diğer Karadeniz şehirlerinden ayıran ilk sahne — "burası farklı bir yer" hissini önce buradan alıyorsun, sonraki günlerde şehri daha iyi tanıdıkça bu imge zihinde sabitleniyor.
Adres ve konum konusunda ise ilk haftalarda küçük bir kafa karışıklığı yaşanıyor. Şehir merkezine "Ordu" deniyor ama resmî olarak burası Altınordu ilçesi; yurt kaydı, adres bildirimi ya da bir yere yol tarifi alırken bu ayrımı bilmeyen biri bir tur boş dönebiliyor. Genellikle birkaç gün içinde bu ayrım netleşiyor ve sonrasında sorun olmuyor.
Nüfusla ilgili ilk izlenim de biraz beklenmedik oluyor. Büyükşehir olduğunu bilerek gelen öğrenci, merkezde daha kalabalık bir şehir bekleyebiliyor; ama gündelik hayatta karşılaşılan tempo daha ölçülü, daha tanıdık bir kasaba-şehir karışımı gibi hissettiriyor. Bu da ilk günlerin şaşkınlığından biri — beklenen büyüklükle karşılaşılan sakinlik arasındaki fark.
İlk hafta genel olarak ürkütücü değil. Şehir kendini abartılı bir şekilde sunmuyor, ne çok gösterişli ne de itici bir ilk temas var; sade ve biraz mütevazı bir hava hâkim. Birkaç gün içinde nereye gideceğini, hangi yönün merkez hangi yönün kampüs olduğunu çözüyorsun ve bu da güven verici bir uyum sürecine dönüşüyor. Ordu'yu ilk günlerden itibaren en çok tanımlayan kelime muhtemelen "sakin" — hem coğrafi olarak hem gündelik ritim olarak, ilk izlenim bu kelimenin etrafında şekilleniyor.
Yükleniyor...
