Ordu İlinin Demografik Yapısı
Ordu'ya ilk adım attığında küçük bir şaşkınlık seni bekliyor: şehrin adı Ordu ama yaşadığın, kaydolduğun, adres bildirdiğin merkez ilçenin resmi adı Altınordu. İlk birkaç ay e-devlet işlemlerinde, kargo adreslerinde, hatta yurt başvurularında bu ayrımı fark edip "ben Ordu'da mı Altınordu'da mı yaşıyorum" diye düşünen tek kişi sen olmayacaksın — buraya gelen hemen herkes bu küçük idari detayla bir kere karşılaşıyor, sonra da unutulup gidiyor.
Şehrin nüfus yapısını asıl belirleyen şey dışarı doğru sürekli akan bir hareket. Ordulu olup da başka şehirlerde, özellikle büyük metropollerde yaşayan insan sayısı, ilde yaşayanlardan az değilmiş. Bunun günlük hayata yansıması şöyle oluyor: burada tanışacağın hemen her ailenin İstanbul'da, Ankara'da ya da başka bir şehirde okuyan ya da çalışan bir yakını var. Yani şehir, "gidenleri" bilen, özleyen, onlarla telefonda konuşan bir yapıya sahip — bu da dışarıdan gelen bir öğrenciye karşı tuhaf bir tanışıklık üretiyor. Ev sahibi, komşu, esnaf senin de bir gün ailene döneceğini, burada geçici olduğunu biliyor ve bunu yadırgamıyor; çünkü kendi çocukları da aynı şeyi yaşamış.
Bir de ilin kendi içindeki çeşitlilik var. Ordu, sahildeki büyük ilçelerden (Fatsa, Ünye, Perşembe, Gülyalı gibi) dağlık ve iç kesimdeki ilçelere (Mesudiye, Aybastı, Gürgentepe, Ulubey gibi) kadar on dokuz ilçeye bölünmüş geniş bir il. Bu, "Ordulu" dediğin kimliğin tek tip olmadığı anlamına geliyor — kampüste ya da yurtta tanışacağın arkadaşların önemli bir kısmı aslında Ordu il merkezinden değil, bu ilçelerden birinden gelmiş olabiliyor. Sahil ilçelerinden gelenlerle iç kesimden gelenlerin gündelik alışkanlıkları, şivesi, hatta şehre bakışı bile küçük farklar taşıyor; bu yüzden tek bir "Ordulu tipi" çizmek zor.
Genel karakter olarak Ordu, büyük şehirlerin kozmopolit kalabalığından çok, birbirini tanıyan, mahalle ilişkilerinin hâlâ canlı olduğu bir yapıya sahip. İlk haftalarda bu durum kimine sıcak, kimine ise fazla "herkes birbirini tanıyor" gibi gelebilir. Konuşma tarzı Karadeniz'in kendine has şivesiyle şekillenmiş; ilk günlerde bazı kelimeleri, bazı esprileri anlamakta zorlanmak normal, ama bu kısa sürede aşılan bir eşik — birkaç ay içinde hem şiveye hem sohbet ritmine alışıyorsun. Üniversite şehri olmasının etkisiyle öğrenciler burada görünür bir grup; esnaf, ev sahipleri, dolmuş şoförleri yıl içinde artan öğrenci hareketliliğine yabancı değil. Yine de bu, büyükşehirlerdeki gibi anonim bir kalabalığa karışma hâli değil — burada kısa sürede tanınan bir yüz olursun, bu da hem bir güven duygusu hem biraz da mahremiyetin azaldığı bir gündelik yaşam demek.
Yükleniyor...
