Nevşehir İlinde Öğrenci Olmak
Sıradan bir gün genelde erkenden başlıyor; sabah kampüse gitmek için evden ya da yurttan çıkıp minibüs veya servis beklemek buradaki ortak rutin. Şehir küçük olduğu için mesafeler kısa kalıyor, o yüzden gün içinde kampüs-ev-çarşı arasında gidip gelmek yorucu bir mesele değil. Ders arası boşluklar kampüs kantininde ya da yakın çayhanelerde geçiyor, öğle arası merkeze inip bir şeyler halletmek de mümkün oluyor çünkü şehir öyle büyük değil.
Kampüs, yedi farklı yerleşkeye yayılmış bir yapı olduğu için hangi fakültede okuduğuna göre gündelik deneyim de biraz değişiyor. Ana yerleşkede olan bir öğrencinin günü ile ilçedeki bir meslek yüksekokulunda okuyanın günü aynı ritimde geçmiyor; ilçe yerleşkelerinde okuyanlar için şehir merkezine inmek daha planlı bir iş, günlük değil haftalık bir alışkanlık hâline geliyor genellikle. Ana yerleşkede olanlar için ise merkeze inmek ders çıkışı sık yapılan, doğal bir şey.
Arkadaş edinmek konusunda burada büyük şehirlere kıyasla işin daha kolay ilerlediği söyleniyor. Şehir küçük olduğu için sosyal çevre de sınırlı bir alanda kesişiyor, aynı yüzleri kampüste, aynı yüzleri çarşıda, aynı yüzleri akşam oturulan mekânlarda görmek sık yaşanan bir durum. Bu, ilk haftalarda tanışıklığı hızlandırıyor; birkaç hafta içinde selamlaştığın insan sayısı büyük şehirdekinden daha hızlı artıyor gibi hissediliyor.
Kampüs hayatı, büyük şehir üniversitelerindeki yoğun kulüp-etkinlik trafiğiyle kıyaslanmayacak bir tempoda ama tamamen hareketsiz de değil. Vaktin büyük kısmı kampüs içinde ya da kampüs çevresindeki mekânlarda geçiyor; hafta içi akşamları genelde sakin, hafta sonu ise merkeze inip arkadaşlarla buluşmak öne çıkıyor. Şehir dışına çıkmak isteyenler için bir handikap var: havalimanına toplu taşımayla gitmek mümkün değil, bu yolu özel servis firmalarıyla ya da başka yollarla planlamak gerekiyor — bu yüzden şehir dışı çıkışlar kısa vadeli bir "hadi gidelim" kararı değil, önceden ayarlanması gereken bir plan gibi işliyor.
Kız ya da erkek öğrenci fark etmeksizin, buraya gelenlerin çoğu ilk aylarda şehrin ölçeğine alışıyor ve sonrasında bunu bir avantaj olarak görmeye başlıyor: yürüyerek ya da kısa bir minibüs yolculuğuyla gidebileceğin bir yerde okumak, günün büyük kısmını yolda geçirmemek demek. Ders çıkışı arkadaşlarla oturacak bir yer bulmak, hafta sonu plan yapmak, kampüsteki tanıdık yüzlerle karşılaşmak — bütün bunlar burada öğrenci olmanın günlük dokusunu oluşturuyor.
Yükleniyor...
