Nevşehir İlinde Kültür ve Sanat
Nevşehir'de kültür hayatının kaynağı büyük şehirlerdeki gibi konser takvimi ya da tiyatro sahneleri değil; şehrin kendi tarihi ve yakın çevresindeki katmanlar. Merkezde Nevşehir Kalesi'nin altındaki Kayaşehir bunun en somut örneği — 6. yüzyıldan kalma bir manastır, 12. yüzyıla tarihlenen freskli bir kilise, kaya mezarları ve geçitlerle örülü bu alan nispeten yeni ortaya çıkmış olsa da, buraya gelenlerin "merkezde de tarih var" dediği yer oluyor. Ders arası ya da hafta sonu bir saatliğine oraya inip çıkmak, şehri sadece geçilecek bir yer değil, içinde katman katman bir geçmişi barındıran bir yer olarak görmeyi sağlıyor. Bunun yanında merkezdeki Damat İbrahim Paşa Külliyesi de şehrin kuruluş hikâyesini hâlâ taşıyan bir yapı; cami, medrese, hamam ve kervansarayı bir arada barındıran bu külliye, şehrin sıradan bir Anadolu ili değil, belirli bir hikâyeyle kurulmuş bir yer olduğunu hatırlatıyor.
Şehrin kültürel takviminde en belirgin hareketlenme ağustos ayında Hacıbektaş'ta yaşanıyor. Her yıl düzenlenen Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri kapsamında semah gösterileri, paneller, konserler ve sergiler oluyor; üniversitenin adının da Hacı Bektaş Veli'den gelmesi, bu anmanın öğrenciler için tamamen uzak bir olay olmadığını gösteriyor. Merkezden Hacıbektaş'a gidip bu programa katılmak, üniversite hayatı boyunca bir kez deneyimlenen bir şey.
Avanos'a gitmek de şehirde kültürel bir gezinti sayılabilir; Kızılırmak'ın kıyısında kurulu bu ilçe, nehrin taşıdığı kilin yüzyıllardır çömlekçilik geleneğine dönüşmesiyle tanınıyor. Bir atölyeye girip çamurun tekerlekte şekillenmesini izlemek, müze gezisinden çok gündelik bir merak konusu — arkadaşlarla bir kez gidilip bir daha da anlatıla anlatıla hatırlanan türden bir deneyim.
Üniversitenin kendi kültürel etkinlik takvimi konusunda kesin bir şey söylemek zor; büyük şehirlerdeki gibi sık aralıklarla konser veya tiyatro beklemek gerçekçi değil. Şehir merkezinde de sinema, tiyatro ya da düzenli konser hayatı büyük şehirlerle kıyaslanamayacak kadar sınırlı — bu açıdan büyük bir kentten gelen biri ilk aylarda bir şeyin eksik olduğunu hissedebilir. Ama bu eksikliğin yerini başka bir şey dolduruyor: şehrin çevresi, kültürü konser salonunda değil, doğrudan yaşanan mekânlarda sunuyor. Bir kilisenin, bir yeraltı geçidinin veya bir çömlek atölyesinin içine girmek, planlı bir etkinliğe gitmekten daha az organize ama genellikle daha akılda kalıcı bir deneyim oluyor. Nevşehir'de kültürel hayat, sahnede izlenen değil, yürüyerek girilen bir şey.
Yükleniyor...
