Muğla İlinde Üniversite Okunur mu?
Muğla'yı tercih listesine yazmadan önce netleştirmesi gereken en temel şey şu: burası bir sahil şehri değil. Kampüs denize sıfır değil, denizden 670 metre yükseklikte, iç platoda oturan bir merkezde. "Muğla Üniversitesi'ni denize sıfır sanıp tercih ettim" diyen çok kişi var, ve bu şehirde dört yıl geçirmenin ilk şartı bu beklentiyi baştan bırakmak. Denizi, körfezi, sahil hayatını her hafta yaşamak isteyen biri için Menteşe'de okumak sürekli bir "aslında yakında ama her gün değil" hissiyle geçebilir. Bu şehir, denizi bir yaşam biçimi değil, ara sıra gidilen bir kaçamak olarak sunuyor.
Bunun karşılığında verdiği şey de var: Kötekli, ilin dört bir yanına dağılmış geniş bir üniversitenin merkez yerleşkesi ve merkeze yakınlığıyla kendi ritmini kuran, sakin bir kampüs mahallesi. Şehrin idari-hizmet ağırlıklı, büyük sanayisi ya da yoğun bir gece hayatı olmayan yapısıyla birleşince ortaya sakin, tempolu olmayan, günlük hayatın fazla dağıtmadığı bir öğrencilik çıkıyor. Ders çalışmaya, kütüphaneye, kampüs içindeki rutine odaklanmak isteyen, şehrin "eğlence sunması" değil "yaşamasına izin vermesi" beklentisiyle gelen biri için bu ortam gerçek bir avantaj. Ama büyük şehirden gelip her hafta sonu farklı bir sosyal seçenek, kalabalık bir gece hayatı, sürekli değişen bir şehir enerjisi arayan biri burada çabuk sıkışabilir; bu ihtiyacın sahil ilçelerine ya da İzmir'e giderek karşılandığı biliniyor, yani "şehirde bulamadığını dışarıda arama" bir yaşam biçimi haline geliyor.
Muğla'yı güçlü kılan asıl şey, üniversitenin sadece Kötekli'de değil, ilin geneline yayılmış oluşu — bu, bölümüne göre bazı öğrencilerin dört yılını farklı ilçelerde geçirebileceği, üniversite ile şehrin iç içe geçtiği bir yapı kuruyor. Merkezde okuyacak biri için bu, kampüsün büyük, tanıdık ve kurumsal bir aidiyet hissi verdiği; ama aynı zamanda "İstanbul'daki gibi her şey elimin altında" beklentisiyle gelinmemesi gereken bir düzen anlamına geliyor.
Sonuç olarak Muğla, denizi bir yaşam tarzı değil bir ayrıcalık olarak gören, sakinliği sıkıcılık değil huzur olarak okuyabilen, kampüs merkezli bir öğrencilik kurmaya açık olan biri için gerçekten iyi işleyen bir tercih. Ama "üniversite şehri" derken aklında hep deniz, kalabalık ve hareketli bir gece hayatı olan, dört yılını her gün şehrin nabzını hissederek geçirmek isteyen biri için burası beklentiyle gerçeğin en çok çatıştığı yerlerden biri olabilir — o çatışmayı baştan görüp kabul edebilenler için Muğla, sakin ama doyurucu bir üniversite hayatı vaat ediyor.
Yükleniyor...
