Mardin İlinde Yeme-İçme
Mardin'de yemek meselesi büyük ölçüde nerede olduğuna bağlı değişiyor. Kampüs çevresinde günlük öğünü halleden esnaf yoğun; ders arası hızlı bir şeyler atıştırmak ya da öğlen arkadaşlarla oturup yemek yemek için seçenek eksik değil. Ama Mardin'in asıl yemek deneyimi hafta sonu ya da özel bir gün için eski şehre inmekle başlıyor — hem mekânların atmosferi hem de burada yenen yemeklerin karakteri kampüs civarındakinden farklı.
Şehrin kendine ait birkaç lezzeti var ve bunlar öğrencilerin buraya gelen misafirlerine ilk gösterdiği şeyler arasında. Sembusek, ince hamura kıyma ve baharatlı iç konularak yapılan bir tür börek; bir kere denenince "bu Mardin'e özgüymüş" dedirten lezzetlerden. Kaburga dolması ise daha çok özel gün ve bayram sofralarının yemeği — kuzu kaburgasının içine badem, pirinç ve kuşbaşı etle hazırlanan bir harç doldurularak yapılıyor. Burada bir parantez açmak lazım: bu yemek yalnızca Mardin'e ait değil, komşu şehirle de paylaşılan, hatta üzerine tatlı bir "asıl bizim" tartışmasının döndüğü bir lezzet; öğrenciler bunu bilerek yiyor ve genelde gülerek konu ediyor. Kiliçe adı verilen çörek ise daha sakin bir keşif — taş sokaklarda yürürken burnuna çarpan mahlep, tarçın ve anason kokusunun kaynağı genelde bu çörekler oluyor, fırından sıcak alıp yiyenler için küçük ama akılda kalan bir Mardin anısı.
İçli köfte de sofralarda sık görülen bir lezzet ama bu da bölgede geniş bir coğrafyayla paylaşılan bir yemek, yani "sadece burada" diye sunulmuyor; öğrenciler bunu daha çok "burada da bolca yapılıyor" diye anlatıyor.
Kampüs çevresi ile eski şehir arasındaki fark aslında bütçe kaygısından çok atmosfer meselesi. Kampüs civarı daha günlük, daha hızlı, öğrenci temposuna uygun; eski şehirdeki mekânlarsa taş duvarlar arasında, çoğu zaman bir terastan ovaya bakarak oturulan, vaktin daha yavaş aktığı yerler. Hafta içi kampüs çevresinde idare edip, moral bulmak istediğinde ya da ailen ziyarete geldiğinde eski şehre inmek daha çok tercih edilen bir şey.
Geç saatte yemek bulma konusunda şehir büyük bir metropol gibi yirmi dört saat açık bir hareketlilik sunmuyor; gece geç saatlerde seçenekler günün erken saatlerine göre epey azalıyor. Bu yüzden gece atıştırması planlayan öğrenciler genelde erkenden bir şeyler almayı ya da kampüs çevresindeki birkaç sabit adrese güvenmeyi öğreniyor.
Kahve kültürü konusunda şehrin kendine has bir sohbet ritmi var; taş avlulu kahvehaneler ya da eski şehirdeki teraslarda oturup çay içmek, ders çıkışı ya da hafta sonu buluşmalarının doğal bir parçası hâline geliyor. Mardin'de yemek, sadece karın doyurmaktan çok, oturduğun yerin manzarasıyla ve o taş sokakların dokusuyla birlikte hatırlanan bir deneyim — burada geçirilen dört yılın sonunda aklında kalan çoğunlukla belli bir restoranın adı değil, o akşamki sohbetin geçtiği teras ya da avlu oluyor.
Yükleniyor...
