Mardin İlinde Yaşantı, Gelenek ve Görenekler
Mardin'de günlük hayatın en çok konuşulan tarafı, şehrin düz değil, yamaç üzerine kurulu olması. Buraya ilk gelenler bunu birkaç gün içinde bedenen anlıyor: bir yere "yürüyerek gidilir mi" sorusunun cevabı burada mesafeden çok eğime bağlı. Sarı kalker taşlı sokaklar aşağı ovaya doğru basamak basamak iniyor, bu yüzden kısa süre içinde düz tabanlı, rahat ayakkabıyı bir tercih değil zorunluluk olarak görmeye başlıyorsun. Merkeze inmek bir yönde kolay, dönüş ise gerçek bir yürüyüş; günlük hareket burada biraz da bir alışkanlık, bir vücut hafızası meselesi.
Eski şehrin dokusu bu yokuşlu yapıyla iç içe. Taş evler birbirinin manzarasını kapatmayacak şekilde sıralandığı için sokaklar dar, kıvrımlı ve şaşırtıcı derecede sakin; abbara denilen kemerli geçitlerden geçmek, buraya alışınca gündelik bir yürüyüş rutinine dönüşüyor. Ders arası ya da akşamüstü bu sokaklarda amaçsızca dolaşmak, zamanla en sevilen alışkanlıklardan biri hâline geliyor — bir yerden bir yere gitmek değil, taş dokunun içinde vakit geçirmek gibi bir şey bu.
Şehrin tempo olarak sakin olduğunu söylemek mümkün. Büyük şehirlerin gürültülü, sürekli hareketli merkez hayatına alışkın biri için ilk haftalar biraz durgun gelebilir; ama bu durgunluk aynı zamanda şehrin yormayan tarafı. Çarşı gündüz canlı, esnaf ve müşteri trafiği belirgin; akşam saatlerinde bu hareket yavaşlıyor, sokaklar daha sakin bir hal alıyor. Hafta sonları öğrencilerin bir kısmı taş sokaklarda yürüyüp kahve molası vermeyi, bir kısmı da günlük ihtiyaçlarını halletmeyi tercih ediyor — market, eczane, kırtasiye gibi temel ihtiyaçlar merkezde ve çevresinde rahatlıkla karşılanabiliyor, bu yönüyle şehir küçük ama eksiksiz bir gündelik yaşam sunuyor.
Çarşıda dolaşırken dikkat çeken bir başka şey de duyulan dillerin çeşitliliği. Türkçenin yanında Arapça, Kürtçe, zaman zaman Süryanice de gündelik konuşmaların içinde yer alıyor; ilk başta kulağa yabancı gelen bu çok dillilik, birkaç ay içinde şehrin karakterinin bir parçası olarak algılanmaya başlıyor — burada yaşamanın sıradan bir detayı, egzotik bir manzara değil.
Şehir merkezi büyük değil, bu yüzden gündelik hayat birkaç ana güzergâh etrafında şekilleniyor: çarşı, birkaç ana cadde, taş sokaklar ve oradan geçilen kahveler. Bu küçüklük bazı öğrenciler için tanıdıklık ve güven duygusu yaratırken, hareketli bir şehir hayatına alışkın biri için zamanla "hep aynı yerler" hissi de verebiliyor. Şehrin bu yönü, buradaki dört yılın nasıl geçeceğine dair beklentiyi baştan netleştirmesi gereken bir ayrıntı.
Yükleniyor...
