Mardin İlinde Üniversite Okunur mu?
Dört yıl boyunca burada yaşamak, öncelikle şehrin küçük ölçeğine ve kendine has ritmine razı olabilmekle ilgili. Mardin Artuklu Üniversitesi'nin ana yerleşkesi eski taş şehirde değil, Yenişehir'de — yani günlük hayatın çoğu kampüs çevresinde, modern ve daha sade bir bölgede geçiyor; tarihi dokuyla iç içe bir "üniversite mahallesi" hayali kuranlar bunun böyle olmadığını ilk haftalarda fark ediyor. Eski Mardin'e gitmek ayrı bir çıkış, ayrı bir plan gerektiriyor; günlük rutinin parçası değil, hafta sonu ya da canının çektiği bir gün gidilen bir yer. Bu mesafe aslında kararı etkileyen önemli bir ayrıntı: "taş sokaklarda yaşarım" beklentisiyle gelenler biraz şaşırabilir, ama sakin ve düzenli bir kampüs hayatı arayanlar için bu ayrışma rahatsız edici değil, tam tersine kampüs hayatını daha öngörülebilir kılan bir şey.
Bu şehirde okumak, büyük şehrin hızına ve kalabalığına alışkın biri için gerçek bir zihniyet değişimi gerektiriyor. Sosyal hayatın sınırlı seçenekler içinde şekillendiği, günlük hayatın daha yavaş aktığı bir yerde dört yıl geçirmeye gönüllü olmak gerekiyor. Buna karşılık, kalabalıktan yorulan, daha sakin ve kontrol edilebilir bir öğrencilik isteyen biri için bu aynı özellik bir rahatlama sunuyor — herkesin birbirini tanıdığı, kaybolma hissinin az olduğu bir ortam.
Akademik olarak farklı bir şey arayan öğrenciler için üniversitenin kendine özgü bir yönü var: sosyal bilimler ağırlıklı kurulmuş olması ve Türkiye'de az rastlanır şekilde çokdilli program yapısına sahip olması, belirli alanlara ilgi duyanlar için gerçek bir cazibe oluşturuyor. Bu tarz bir akademik profile ilgisi olmayan, daha standart bir kampüs deneyimi arayan öğrenci için ise bu özellik belirleyici bir avantaj olmayabilir — sadece üniversitenin karakterini tanımlayan bir ayrıntı olarak kalır.
Güçlü yanı, şehrin insana nispeten çabuk alışma imkânı tanıması ve günlük hayatın karmaşık olmayan bir düzene oturması. Sınırlılığı ise, büyük şehirlerin sunduğu çeşitlilik ve hareketliliği burada bulamayacak olmak; sosyal hayatın seçenekleri, kariyer ağları, part-time iş çeşitliliği açısından daha dar bir çerçevede kalınıyor. Kendi kafasında net bir rutin kurabilen, dışarıdan çok fazla uyarana ihtiyaç duymayan, biraz da kendi iç dünyasına dönebilen öğrenciler burada rahat ediyor. Sürekli hareket, kalabalık, seçenek bolluğu arayan biri içinse bu şehir zamanla dar gelebilir.
Sonuçta bu, orta yolu tercih eden değil, net bir tercih yapan bir şehir. Ya burada geçirilen dört yılın farklı bir hayat deneyimi olacağını kabul edip gelinir, ya da büyük şehir alışkanlıklarından vazgeçmeye hazır olunmadan gelinirse ilk yıl zorlanılır. Kendi hızında, kendi ritminde bir üniversite hayatına açık olan biri için burası gayet yaşanabilir; ama şehir hayatının enerjisini ve çeşitliliğini önceliğine koyan biri için bu dört yıl uzun gelebilir.
Yükleniyor...
