Mardin İlinin Demografik Yapısı
Mardin'e başka bir şehirden gelen biri için ilk fark edilen şeylerden biri, burada tek bir "yerel kültür" kalıbının olmayışı. Kentin nüfusu Kürt, Arap, Mhallami ve Süryani toplulukların bir aradalığından oluşuyor; ortak dil Türkçe olsa da sokakta, çarşıda, komşu sohbetinde Arapça ve Kürtçe (Kurmanci ve Zazaca) kadar sık duyulan bir şey. Süryanice de kentin geçmişinde ve bugününde hâlâ yaşayan bir dil — müze duvarına yazılmış bir yazıt değil, bazı ailelerin evde konuştuğu, bazı ayinlerde hâlâ kullanılan bir dil. İlk haftalarda bu biraz kafa karıştırıcı gelebiliyor: aynı sokakta üç dört farklı dilin bir arada geçtiği bir ortam, tek dilli bir şehirden gelen biri için alışılması gereken bir ritim. Ama zamanla bu çeşitlilik bir tuhaflık olmaktan çıkıp şehrin normal akışı hâline geliyor; hangi mahallede hangi dilin daha baskın duyulacağını sezmeye başlıyorsun.
Üniversitenin kendi bünyesinde de bu çok dilli yapı bir kenara itilmiş değil, doğrudan akademik hayatın parçası — Kürtçe, Arapça ve Süryanice üzerine kurulmuş bölümler ve enstitüler burada. Bu, kampüste sadece Mardin'in değil, bu dillerle ilgilenen ya da bu köken gruplarından gelen öğrencilerin de yoğun biçimde var olduğu anlamına geliyor. Üstüne, uluslararası öğrencilerin varlığı da görece belirgin bir gündem; kampüste farklı ülkelerden gelen öğrencilerle karşılaşmak, büyük şehirlerdeki kadar sık olmasa da sürpriz sayılmıyor. Yani "geleneksel mi kozmopolit mi" sorusuna tek kelimeyle cevap vermek zor — şehir taşrasal bir sakinliğe sahip ama nüfus kompozisyonu itibarıyla oldukça karma bir doku taşıyor.
Bir de ilin kendi içindeki dağılımı var ki bu, "Mardin'e gidiyorum" derken akılda tutulması gereken bir ayrım. İl içinde en kalabalık ilçe merkez değil, ovadaki Kızıltepe; kendisi tarım ve ticarete dayalı, ayrı bir günlük hayatı ve ritmi olan bir yerleşim. Okuyacağın, yaşayacağın, arkadaş çevreni kuracağın yer ise tarihi ve idari merkez olan Artuklu — nüfus büyüklüğünde ikinci sırada olsa da öğrenci hayatının fiilen döndüğü yer burası. "Mardin" dendiğinde akla gelen kalabalık, hareketli merkez algısını Kızıltepe'de değil Artuklu'da aramak gerekiyor; ilin geneli tek bir büyük şehir merkezinde toplanmış değil, birkaç ayrı kasaba-kent arasında bölünmüş durumda. Midyat ve Nusaybin gibi ilçelerin de nüfus sıralamasında merkezden hemen sonra gelmesi bunu gösteriyor — il dağınık ama kendi içinde canlı birkaç merkezden oluşuyor, senin günlük hayatın ise bunların yalnızca birinde, Artuklu'da geçiyor.
Yerli halkın öğrenciye ne kadar alışkın olduğu, iletişimin ne kadar kolay kurulduğu konusunda kesin bir şey söylemek güç; şehir küçük olduğu için yeni gelen birinin kısa sürede tanınır hâle geldiği söyleniyor. Ama bunun ne kadar genel bir deneyim olduğunu tek bir cümleyle özetlemek yerine, herkesin kendi çevresinde farklı şekillerde deneyimlediğini söylemek daha dürüst olur.
Yükleniyor...
