Kütahya İlinde Yeme-İçme
Kütahya'da yemek meselesi önce ev yemeğine benzer bir şeyi arayışla başlıyor. Cimcik denen hamur yemeği bunun başında geliyor; yoğurt ve tereyağıyla servis edilen, doyurucu ve "buranın kendi yemeği" hissi veren bir tabak. Sıkıcık çorbası da benzer bir yer tutuyor — ince bulgurdan yapılan küçük köftelerin çorbaya girdiği bir tarif, özellikle kışın soğuktan içeri girildiğinde tercih edilen bir şey. Göce diye bilinen kızılcık tarhanası ise ilk duyulduğunda garip gelse de denendiğinde şehre özgü tatlar arasında akılda kalanlardan; ekşimsi ve pembemsi rengiyle alışılmış tarhanadan ayrılıyor.
Güveç konusunda ilginç olan, yemeğin hazırlanış biçimi. Kütahya'da güveç genelde evde değil, güveççiye bırakılıp saatlerce toprak kapta pişiriliyor; bu yüzden bir güveç yemeğine gitmek hızlı bir öğün değil, biraz zaman ayrılan bir plan hâline geliyor. Hafta sonu ya da özel bir buluşma için bu tür bir mekâna gitmek, sıradan bir "bugün nereye gidelim" sorusundan daha fazlası — biraz da beklemeyi kabul etmek demek.
Haşhaşlı pide ve şibit de şehirde sık karşılaşılan lezzetler, ama bunun bölgede yaygın bir tat olduğunu bilmek gerekiyor; yalnız Kütahya'ya özgü sanmamak lazım. Aynı şekilde küp kebabı da sevilen bir seçenek ama komşu illerde de benzerine rastlanabiliyor, dolayısıyla "sadece burada" diye sunulacak bir şey değil.
Tavşanlı leblebisi ise bambaşka bir yerde duruyor — bu, tescilli bir yerel ürün ve ismiyle birlikte anılması gereken bir imza; leblebinin başka bir ile ait sanılması, o ilçenin kendine has ürününü gölgede bırakan bir hata. Kütahya'da alışverişe çıkan ya da memlekete hediye götürecek biri için bu, çoğu zaman aklına gelen ilk seçeneklerden biri.
Merkezde günlük yemek ihtiyacı konusunda iş genelde zor değil; küçük lokantalar, esnaf lokantaları ve ev yemeği tadında yerler ders arasında ya da akşam merkeze inildiğinde kolayca bulunabiliyor. Kampüsün şehir merkezine biraz mesafeli olması, günün büyük kısmını kampüs çevresindeki kantin ve kafelerde geçirmeyi, akşamüstü ya da hafta sonu merkeze inip orada yemek yemeyi daha mantıklı hâle getiriyor. Geç saatlerde açık yer bulmak büyük şehirlerdeki kadar çeşitli değil; gece yarısı bir şeyler yeme alışkanlığı olan biri için bu, ilk haftalarda alışılması gereken bir fark olarak öne çıkıyor. Kahve ya da çay içip sohbet etmek isteyenler için merkezdeki kafeler yeterli seçenek sunuyor, ama büyük şehirlerin gece hayatına benzeyen bir yeme-içme sahnesi beklememek gerekiyor.
Yükleniyor...
