İzmir İlinde Yaşantı, Gelenek ve Görenekler
İzmir'de öğrenci olmak denince akla tek bir gün akışı gelmiyor; hangi üniversitede okuduğun, günün nasıl geçeceğini baştan belirliyor. Bu şehirde tek bir "üniversiteli hayatı" kalıbı yok — Bornova'da okuyanla Buca'da okuyanın, Urla'da okuyanla Çiğli'de okuyanın günü birbirine çok az benziyor.
Bornova'da Ege ya da Yaşar'a giden biri için gün, kendi kampüs çevresinde kurulu bir rutinle geçiyor: sabah kampüse gidiş, ders aralarında kampüs çıkışındaki kafelerde oturmak, akşamüstü aynı çevrede arkadaşlarla buluşmak. Bornova uzun süredir kampüs kimliğiyle şekillenmiş bir yer olduğu için, öğrenci burada "üniversite ilçesi" denen bir ortamın parçası oluyor — günlük ihtiyaçların çoğu kampüs çevresinden karşılanabiliyor, merkeze inmek zorunlu bir alışkanlık değil.
Buca-Tınaztepe'de Dokuz Eylül'e giden öğrencinin günü biraz daha farklı kuruluyor. İlçe kalabalık ve öğrenci yoğun, ama kampüsün kendisi merkeze göre biraz çekik durduğu için sosyal hayat da doğal olarak kampüsün yakın çevresinde toplanıyor; şehrin öbür ucuna gitmek bir günlük plan gerektirebiliyor, o yüzden hafta içi çember kendi bölgede tutuluyor.
Balçova-Üçkuyular tarafında İzmir Ekonomi ya da İzmir Demokrasi'de okuyanlar için gün, kampüs ile hemen yanı başındaki meydan ve caddeler arasında geçiyor; ders çıkışı arkadaşlarla oturacak bir yer bulmak için uzağa gitmeye gerek kalmıyor, çünkü kampüs zaten şehrin işlek bir noktasına yakın kurulmuş.
Urla-Gülbahçe'de İYTE'de okuyanlar için işler biraz daha başka işliyor — kampüs kendi başına bir yaşam alanı gibi, günün büyük kısmı orada geçiyor ve şehre inmek ayrı bir plan, ayrı bir gün demek. Bu da öğrenciler arasındaki arkadaşlığın kampüs içinde çok daha yoğun kurulmasına yol açıyor; oradaki öğrenci hayatı, "şehre çıkma" değil "kampüste vakit geçirme" üzerine kurulu.
Çiğli'de Kâtip Çelebi'de ya da Menemen tarafında Bakırçay'da okuyanlar için de benzer bir şey söylenebilir: bu bölgeler şehrin ana gövdesinden biraz ayrı, kendi aksında ilerleyen yerler. Öğrenci burada da günlük hayatını büyük ölçüde kendi kampüs çevresinde kuruyor, sosyal çember de doğal olarak aynı bölgedeki insanlardan oluşuyor.
Bütün bu farklı tablolarda ortak olan bir şey var: gündelik öğrenci hayatı, herkesin aklına gelen kartpostal alanlarda değil, kendi kampüsünün etrafında geçiyor. Kordon'da yürümek ya da merkeze inmek çoğu öğrenci için ara sıra yapılan, planlanan bir çıkış — her günün rutini değil. Asıl arkadaşlık, asıl sosyal hayat kendi bölgende kurduğun küçük düzende oluşuyor; ders arası oturduğun kafe, akşam buluştuğun sokak, hafta içi tanıdığın esnaf — hepsi kendi kampüs çevrenin parçası oluyor.
Bu parçalı yapının kendine göre bir getirisi var: kendi küçük dünyanı bulmak, kendi çevrende bir aidiyet kurmak nispeten hızlı oluyor, çünkü sosyal hayat dağınık değil, belirli bir bölgeye toplanmış durumda. Ama bir bedeli de var — şehrin bütününü, öbür kampüslerin çevresini, körfezin diğer yakasını tanımak biraz daha çaba ve zaman istiyor. Aynı şehirde okuyan iki öğrenci, günlük hayat açısından birbirinden oldukça farklı bir İzmir yaşıyor olabilir.
Yükleniyor...
