Düzce İlinde Üniversite Okunur mu?
Düzce'yi tercih listesine yazmadan önce kendine sorman gereken şey şu: küçük ölçekli, sakin bir şehirde dört yıl geçirmeye hazır mısın, yoksa büyük şehrin kalabalığı ve seçenek bolluğu senin için vazgeçilmez mi? Bu sorunun cevabı, buradaki üniversite deneyiminin sana uyup uymayacağını büyük ölçüde belirliyor.
Konuralp Kampüsü'nün en özgün tarafı, fakültelerin antik bir kentin — Prusias ad Hypium'un — üstüne kurulu bir mahallede yer alması. Bu turistik bir gezi durağı değil; günlük rutinin parçası. Derse giderken yürüdüğün yol, aslında yüzyıllar önce başka bir yerleşimin üstünden geçiyor. Bunu her gün fark etmesen de, şehrin geçmişiyle bu kadar iç içe bir kampüste okumak öğrenciye farklı bir aidiyet hissi veriyor. Tarihe, arkeolojiye, kültürel mirasa ilgisi olanlar için bu doku gerçek bir katma değer; ama bunu bir "sosyal hayat zenginliği" olarak beklemek doğru olmaz — bu daha çok mekânın ruhuyla ilgili bir şey, eğlence hayatının yerini tutmuyor.
Üniversitenin bir diğer ayırt edici yanı, Kafkas Dilleri ve Kültürleri Bölümü'nün varlığı ve Kafkasya Üniversiteler Birliği'ne üyeliği. Bu, Türkiye'deki çoğu üniversitede bulamayacağın bir akademik alan. Abaza, Çerkez, Gürcü dili ve edebiyatı gibi programlarla ilgilenen, bu kültürel mirasa akademik olarak yaklaşmak isteyen biriyseniz, Düzce'de bunun için gerçek bir zemin var — ne İstanbul'da ne Ankara'da bu kadar doğrudan bir karşılığını bulursun. Ama bu elbette dar bir ilgi alanı; çoğu öğrenci için üniversite seçiminde belirleyici bir faktör olmayacak, daha çok o alana özel ilgisi olanlar için bir artı.
Bu iki özellik dışında, Düzce'de üniversite okumak çoğunlukla sakin, tempolu olmayan, kalabalığın ve gösterişin öne çıkmadığı bir deneyim sunuyor. Derse odaklanmak isteyen, çok fazla dış uyaranla boğuşmadan dört yılını geçirmek isteyen öğrenciler için bu sakinlik bir avantaj. Ama sosyal hayatın çeşitliliğini, sürekli bir şeyin olduğu bir şehir ritmini arayan, büyük şehrin enerjisinden beslenen biriyseniz, burada eksik hissetme ihtimaliniz yüksek. Bu bir kusur değil, bir karakter meselesi — ve tercih öncesi kendinize dürüstçe sormanız gereken bir şey.
Genel olarak Düzce, iddialı bir "her şey var" şehri değil; ne kendini büyük şehirmiş gibi satan bir yer, ne de öğrenciyi tamamen izole eden bir taşra kasabası. Akademik olarak belirli alanlarda (çevre-sağlık ihtisası, Kafkas dilleri gibi) kendine özgü bir konumu var; günlük yaşam olarak da mütevazı ama işleyen bir düzen sunuyor. Kararınızı verirken bu dengeyi göz önünde bulundurmak, sonradan hayal kırıklığına uğramamanın en güvenli yolu.
Yükleniyor...
