Düzce İlinde Kültür ve Sanat
Konuralp'te ders çıkışı yürüyüşe çıkmak çoğu yerde sıradan bir şey değil — çünkü orada yürüdüğün yer aslında bir antik kentin üstü. Düzce Üniversitesi'nin merkez kampüsü Konuralp'te, ve bu mahalle tesadüfen tarihi değil; toprağın alt tabakalarında hâlâ Prusias ad Hypium adlı antik kent duruyormuş. Kampüsün hemen yakınında antik tiyatro var, yerel adıyla "Kırk Basamaklar" — Helenistik dönemden kalma, Roma döneminde genişletilmiş. Konuralp Müzesi de aynı çevrede; içinde Orpheus ve Akhileus mozaikleri sergileniyor, bir de burada bulunup İstanbul'a taşınmış Tyche heykelinin hikâyesi anlatılıyor. Arkeoloji bölümü öğrencilerinin kazılara dahil olduğu biliniyor, yani bu antik doku bazı öğrenciler için sadece "yürürken gördüğüm taşlar" değil, ders içeriğinin bir parçası da oluyor. Başka bir şehirde kampüsün yanı başında böyle bir katman bulmak kolay değil; burada bu, günlük rotanın doğal bir parçası.
Şehrin kültürel dokusunun bir başka yanı, Düzce'nin göç geçmişinden geliyor. Kafkasya'dan gelen göçmenlerin, Karadeniz'den gelenlerin ve yerleşik halkın bir arada yaşadığı bir yer burası, ve bu çeşitlilik sadece söylemde kalmıyor — üniversitede Kafkas Dilleri ve Kültürleri Bölümü var, Abaza, Çerkez, Gürcü dili ve edebiyatı gibi programlarla. Şehrin bazı köylerinde Abhaz, Çerkes, Gürcü ya da Kürt kökenli aileler yoğunlukta yaşıyor, ve bu köklerin izi mutfakta da karşına çıkıyor: Çerkes tavuğu, mısır ekmeği mamursa, haluj gibi lezzetler hâlâ pişiriliyor. Eski bir rektörün beyanına göre kentte yirmiden fazla dil ve lehçe konuşuluyormuş — bunun günlük hayatta ne kadar hissedildiğini kesin bilmek zor ama şehrin kendini tanımlarken bu çeşitliliğe vurgu yapması, buraya gelen bir öğrencinin karşılaşacağı sosyal dokunun tek renkli olmadığını gösteriyor.
Bunun dışında, büyük şehirlerde alışılmış anlamda yoğun bir konser-tiyatro-sinema takvimi arayan biri Düzce'de aradığını her zaman bulamayabilir; bu konudaki gündelik ayrıntılar net değil, dolayısıyla bu beklentiyi çok yükseğe koymamak gerekir. Ama şehrin kültürel kimliği, klasik "konser var mı yok mu" sorusundan çok, yaşadığı yerin katmanlı geçmişini gündelik hayatın içinde hissetmekle ilgili — ve bu açıdan Konuralp'in antik dokusu ile göç mirasının kurumsallaşmış hâli, buraya gelen bir öğrenciye şehri sadece geçip gidilecek bir yer değil, katmanları olan bir yer olarak sunuyor.
Yükleniyor...
