Bitlis İli Hakkında Genel Bilgiler
Bitlis, adını Asurlar'dan alan çok eski bir yerleşim. "Bit-Liz" denmiş buraya, Liz'in kalesi anlamında. Bir başka rivayet de adı Büyük İskender'in komutanı Bedlis'e bağlıyor. Hangisi doğru, kesin bilen yok ama şehir kendini anlatırken hâlâ bu isimlerle başlıyor.
Şehrin kendisi de aslında bir cevap bu köklü geçmişe. Bitlis merkez, göl kıyısında değil, dağların arasına sıkışmış dar bir vadinin içinde kurulu. Kale sırtta, taş evler yamaçtan aşağı çarşıya doğru sıralanmış, ortadan bir çay geçiyor. İlk günlerde "şehir nerede başlıyor nerede bitiyor" diye biraz kafa karışıklığı yaşayabilirsin, çünkü alışılmış geniş şehir merkezi hissi yok. Tek bir ana yol var, o yol boyunca hayat akıyor. Bu vadi karakteri Bitlis'i başka bir Doğu Anadolu iline benzemekten çıkarıyor; şehir kendi içine kapanmış, korunaklı bir yapı gibi hissettiriyor.
Van Gölü bu ilin coğrafyasında var ama merkezle doğrudan ilgisi yok. Göl kıyısındaki yaşam, Tatvan ve Ahlat gibi ilçelere ait. Bitlis merkezde okursan göl kenarında yaşamıyorsun; göl daha çok bir gezi güzergâhı, bir hafta sonu rotası olarak hayatına giriyor. Bu yüzden "Van Gölü kıyısında üniversite" beklentisiyle gelirsen, merkezin vadi içinde olduğunu görünce şaşırabilirsin.
İlçeler arasındaki bu iş bölümü, Bitlis'i tek bir merkezden ibaret bir il gibi değil, birbirini tamamlayan parçalardan oluşan bir bütün gibi gösteriyor. Ahlat ve Tatvan tarafı, Nemrut'un kaldera gölüyle ve Selçuklu mezar taşlarıyla tanınıyor; bu ikisi Bitlis'in ülke çapında akılda kalan yüzü. Merkezde okuyorsan buralar, ders arasında gidilebilecek, arkadaşlarla planlanan kısa kaçamaklar oluyor. Şehrin akademik hayatı merkezde geçse de, ismini duyurduğu yerler biraz öteden geliyor.
Ülkenin başka yerinden birine "Bitlis" deyince akla genelde iki şey geliyor: biri Van Gölü Ekspresi'nin son durağı olması. Tren adını gölden alsa da hiçbir zaman Van'a gitmiyor, yolculuk Bitlis toprağındaki Tatvan garında bitiyor. Yani "Van Gölü treni" aslında Bitlis'e ait bir olgu, ama çoğu kişi bunu bilmiyor. İkincisi ise "Beş Minare" türküsü. Bu türkü şehri ulusal hafızada bir cümleyle özetleyen, herkesin bir şekilde adını duyduğu bir bağ. Bitlis'e gelmeden önce şehri hiç bilmesen bile bu türküyü tanıyor olabilirsin; bu da şehrin küçük ölçeğine rağmen ülke belleğinde bir yer tuttuğunun işareti.
Bitlis, büyük şehirlerin sunduğu çeşitliliği aramayan, sakin ve kendine has bir tarihi doku içinde yaşamak isteyen biri için tanıdık bir ritim sunuyor. Vadinin içindeki bu küçük, taş dokulu kent, dört yıl boyunca hayatına hem coğrafi hem de kültürel olarak sürekli hatırlatılan bir kimlik kazandırıyor. Şehir kendini büyük vaatlerle sunmuyor; olduğu gibi, kendine özgü tarihiyle karşına çıkıyor.
Yükleniyor...
