Balıkesir İlinde Yaşantı, Gelenek ve Görenekler
Balıkesir merkezi, adı denizle özdeşleşen bir şehir değil aslında. Kent ovanın ortasında kurulu, deniz gözle görülür uzaklıkta değil. Bu yüzden buradaki gündelik hayatın ritmi "sahil şehri" tembelliğinden çok, bir iç Anadolu kentinin sakinliğine daha yakın.
Sabah kampüse gidip akşam merkeze inen biri için gün, çarşı, kampüs ve yurt ya da ev arasında geçiyor. Merkezde büyük bir koşuşturma yok. Sabahları esnaf dükkânını açıyor, öğle saatlerinde çarşı kalabalıklaşıyor, akşam olunca sokaklar biraz daha sakinleşiyor. Büyük şehirlerin gece yarısına kadar süren canlılığını burada beklememek gerekiyor; hafta içi akşamları genelde erken kapanıyor, kalabalık kafe-bar hareketliliği hafta sonuna ve belli noktalara sıkışıyor.
Günlük ihtiyaç konusunda merkez rahat sayılır. Market, eczane, kırtasiye, berber gibi ihtiyaçlar için uzağa gitmeye gerek kalmıyor; çarşı çekirdeği bu işleri gören esnafla dolu. Kampüs tarafında ise seçenek daha sınırlı, ihtiyaçlar genelde merkeze inince hallediliyor.
Şehrin en dikkat çeken tarafı, denizin günlük hayatın parçası olmaması. Başka bir sahil kentinde ders çıkışı sahilde yürümek mümkünken, burada deniz haftalarca hiç görünmeyebiliyor. Deniz burada bir "hafta sonu planı", gündelik fon değil. "Bugün sahile inelim" gibi bir alışkanlık kurmak zor; onun yerine "bu hafta sonu nereye gidelim" konuşması geçiyor.
O konuşma da tek bir yöne çıkmıyor. Balıkesir'in yazlık hayatı ikiye bölünüyor. Bir grup Bandırma ya da Erdek tarafına, Marmara kıyısına gitmeyi tercih ediyor; bir başka grup Ayvalık, Edremit hattına, Ege tarafına yöneliyor. İkisi de aynı ilin içinde ama birbirinden hem mesafe hem hava olarak epey farklı. Bu yüzden "hafta sonu denize gidiyoruz" cümlesi herkes için aynı yeri işaret etmiyor; kiminle gittiğine göre rota değişiyor.
Merkezde yaşamanın getirdiği bir sakinlik var. Trafik sıkışıklığı, kalabalık metro durakları, sürekli bir yerden bir yere koşuşturma hissi burada yok. Ama bu sakinlik bazen durgunluk gibi de hissedilebiliyor, özellikle büyük bir şehirden gelenler için ilk aylarda şehir "biraz ıssız" gelebiliyor. Zamanla insan bu ritme uyuyor; çarşıya inmek, tanıdık bir esnafa uğramak, akşam üstü bir çay bahçesinde oturmak gündelik alışkanlığa dönüşüyor.
Yükleniyor...
