Bakü İlinin Demografik Yapısı
Bakü'ye ilk adım attığında karşına çıkan şey, ufak bir taşra üniversite şehri değil, gerçek bir başkent kalabalığı. Kafkasya'nın üç başkenti arasında en kalabalık olanı burası; nüfusu Tiflis ile Erivan'ın toplamından bile fazla, ülke nüfusunun kabaca üçte biri burada yaşıyor. Bunun günlük hayattaki karşılığı sürekli hareket eden bir şehir: meydanlar, caddeler, metro vagonları hiçbir saatte tam boş kalmıyor. Sen de o kalabalığın içinde kaybolabilen, istersen anonim kalabilen biri oluyorsun. Küçük bir şehirde herkesin birbirini tanıdığı yakınlık burada yok; onun yerine büyük şehir hızı ve mesafesi var.
Bu ölçek şehrin kendini sunuş biçimiyle de örtüşüyor. Bakü, Hazar kıyısında, deniz seviyesinin altında kurulmuş bir başkent — coğrafi olarak sıra dışı bir yerde oturuyor, ve bu tuhaflık şehrin havasına da yansıyor. Burası kendini küçük ve geri planda gören bir yer değil; Formula 1'e, uluslararası oyunlara ev sahipliği yapmış, kendini bölgenin merkezi sayan bir başkent. Buraya gelen bir öğrenci, "ücra bir yerde okuyorum" hissinden çok, kalabalık ve hareketli bir başkentte okuduğu hissiyle karşılaşıyor.
Bakü aynı zamanda ülkenin eğitim merkezi kabul ediliyor; bunun sonucu şu, öğrenci şehrin gündelik dokusunda yabancı bir azınlık değil, tanıdık bir figür oluyor. Üniversite çevresinde, metroda, caddelerde öğrenci kalabalığına rastlamak sıra dışı bir şey değil — yerel halk öğrenciyle iç içe yaşamaya alışkın.
İletişim tarafında işler göründüğünden biraz daha katmanlı. Azerice, Oğuz grubundan bir Türk dili ve Türkiye Türkçesine dilbilimsel olarak oldukça yakın; bu da günlük konuşmada tamamen yabancı bir dilin içine düşmediğin hissini veriyor — çarşıda, sokakta anlaşmak çoğu zaman zannedildiğinden kolay oluyor. Ama bunun her ortamda böyle işleyeceğini düşünmemek gerekir; resmî yazışma, ders anlatımı ya da bürokratik işlemlerde karşına çıkan dil, günlük sohbetten farklı bir düzeyde durabiliyor, oraya biraz daha hazırlıklı gitmekte fayda var.
Şehrin insan dokusu da tek renkli değil. Eğitimde Azerbaycan Türkçesinin yanında Rusça ve İngilizce dilinde okul ve program seçeneklerinin bulunması, Bakü'nün alışılmış "tek dilli, tek kültürlü" bir taşra şehri olmadığını gösteriyor; hem daha geleneksel hem de daha kozmopolit katmanlar yan yana duruyor. Yeni gelen birinin karşısına hem tanıdık hem de zaman zaman şaşırtıcı bir sosyal doku çıkabiliyor — burası ne tamamen bildiğin bir yer, ne de bütünüyle yabancı bir dünya.
Yükleniyor...
