Aksaray İlinde Kültür ve Sanat
Aksaray'da kültürel hayat, üniversitenin düzenlediği etkinlikler ve konser takvimiyle sınırlı kalmıyor; şehrin kendisi zaten bir açık hava müzesi gibi. İlk dönem "burada akşamları ne yapılır" diye düşünen öğrenci, ikinci-üçüncü dönemde fark ediyor ki asıl zenginlik ders arası bir hafta sonu gezisiyle ulaşılabilecek mesafede duruyor. Ihlara Vadisi bunun en net örneği: şehir merkezine yakın sayılabilecek bir mesafede, kanyonun dibine inip saatlerce yürüyerek geçirilebilecek bir gün, dönem içinde en az bir kez tekrarlanan bir alışkanlığa dönüşüyor. Vadinin tabanındaki yeşillik şeridiyle çevredeki bozkırın kontrastı, şehir merkezinde geçen sıradan bir haftadan sonra gerçek bir nefes alma hissi veriyor; kaya kiliselerinin arasında yürümek, tarihi kitaptan değil doğrudan taş duvarların içinden okumak gibi bir deneyim sunuyor.
Şehrin tarihi dokusu da günlük hayatın bir parçası. Sultanhanı Kervansarayı başta olmak üzere, Selçuklu döneminden kalma kervansaraylar, hanlar ve diğer yapılar bir zincir oluşturuyor; bu, tek bir anıtı ziyaret etmekten çok, şehrin kendi tarihsel kimliğini adım adım keşfetmek gibi bir şey. Ders çıkışı ya da hafta sonu bir arkadaş grubuyla bu yapılardan birine uğramak, üniversite yıllarında "buraya has" denen anılardan biri oluyor. Şehir merkezindeki Eğri Minare ise günlük rotaların neredeyse kaçınılmaz bir parçası; oraya özel gitmesen bile, merkezde dolaşan herkes er ya da geç önünden geçiyor ve zamanla şehrin görsel simgesi olarak zihne yerleşiyor.
Arkeolojiyle ilgisi olsun olmasın, Aşıklı Höyük ve buradan çıkan buluntuların sergilendiği Aksaray Müzesi, öğrencilerin bir kısmı için meraklı bir ziyaret noktası. Binlerce yıl öncesine uzanan bir yerleşimin izlerini görmek, ders kitaplarında okunan "ilk yerleşik hayat" gibi kavramları somutlaştırıyor; müzedeki kedi mumyaları gibi alışılmadık sergiler de ziyareti sıradanlıktan çıkarıyor. Şehrin hayvan imzası sayılabilecek Aksaray Malaklısı ise daha çok kırsal kesimde, çoban köpekleri arasında karşılaşılan bir detay; şehir merkezinde günlük hayatın parçası değil ama çevre ilçelere yapılan gezilerde adını duyan öğrenci sayısı az değil.
Bunların yanında, büyük şehirlerdeki gibi sık aralıklarla değişen sergi, festival ya da konser takviminden bahsetmek zor; kültürel hayatın ritmi daha çok üniversite bünyesindeki etkinliklere ve şehrin tarihi-doğal mirasına dayanıyor. Sinema ya da tiyatro seçenekleri sınırlı kaldığında bu boşluk çoğunlukla hafta sonu gezileriyle dolduruluyor; İstanbul, Ankara gibi şehirlerden gelenler ilk başta bu farkı hissedebiliyor, ama zamanla şehrin çevresindeki tarihi dokunun kendine has bir zenginlik sunduğunu kabul ediyor. Kısacası burada kültürel hayat sahne almaktan çok, adım adım keşfetmekle ilgili; kapalı salon etkinliğinden çok açık hava ve taş duvarlarla kurulan bir ilişki.
Yükleniyor...
