Zonguldak İlinde Yaşantı, Gelenek ve Görenekler
Sabahın nasıl başladığı burada büyük ölçüde nerede kaldığına bağlı. Şehir düz değil; yamaca kurulmuş bir yer olduğu için yurttan ya da evden çıkıp otobüs durağına, dolmuşa ya da kampüse inmek çoğu zaman bir yokuş ya da merdiven hikâyesi. İlk haftalarda bacaklar biraz sızlıyor, sonra insan buna alışıyor — hatta bir süre sonra bunu fark etmeden yapmaya başlıyorsun. Sokakların bir kısmı merdivenli olduğu için kestirme yollar öğrenildikçe şehirde hareket etmek kolaylaşıyor; hangi merdivenin nereye çıktığını bilmek, burada yaşayan biri olmanın küçük bir işareti sayılıyor.
Farabi Kampüsü'nün deniz kıyısında olması günlük ritmi biraz farklılaştırıyor: ders arası ya da çıkışta denizi görmek mümkün, bu da kampüs hayatının sıkışık geçtiği günlerde küçük bir nefes alma anı oluyor. Kampüste öğrenci topluluğu sayısı hatırı sayılır düzeyde ve bu toplulukların çeşitliliği, ilk yıl kendine bir sosyal çevre kurmak isteyen biri için iyi bir başlangıç noktası. Kapalı yüzme havuzu gibi imkânlar da kampüs içi sosyal hayatın tamamen derse indirgenmediğini gösteriyor; ders dışı zamanı kampüste geçirmek isteyenler için bu tür alanlar tercih ediliyor.
Arkadaşlık kurma süreci genellikle hızlı ilerliyor — şehir küçük olduğu için tanıdık yüzlerle sık sık karşılaşmak, aynı kafede ya da aynı yolda birkaç kez rastlaşmak normal. Çoğu öğrenci ilk dönem kendi bölümünden ya da yurttan tanıdıklarıyla bir çevre oluşturuyor, ikinci döneme gelindiğinde bu çevre genellikle genişlemiş oluyor. Şehrin sosyal hayatı büyük şehirlerdeki gibi çok merkezli değil; bu da aslında insanların birbirini daha kolay bulmasını sağlıyor.
Sıradan bir gün genelde şöyle geçiyor: sabah dersler, öğle arasında kampüste ya da kampüse yakın bir yerde vakit geçirme, akşamüstü merkeze inip Uzun Mehmet Caddesi ve çevresinde dolaşma, arkadaşlarla bir çay ya da kahve molası, hafta içi akşamları yurda veya eve dönüş. Hafta sonu ritmi biraz gevşiyor; bazıları merkezde AVM civarında vakit geçiriyor, bazıları biraz daha sakin bir köşede oturmayı tercih ediyor. Şehrin küçük ölçeği, gündelik hayatını uzun planlar yapmadan, kendiliğinden şekillendirmene imkân veriyor — bir yerden bir yere gitmek için büyük bir organizasyon gerekmiyor, bu da zamanla insana rahatlık hissi veriyor.
Kampüsün şehrin farklı noktalarına yayılmış olması (fakültelere göre değişen yerleşkeler) bazı bölüm öğrencileri için gün içinde birkaç kez yer değiştirmeyi gerektirebiliyor; bu ayrıntı ulaşım tarafında daha çok hissediliyor, ama günlük planlamayı biraz etkilediğini de eklemek gerek. Yine de genel tablo şu: burada öğrencilik, büyük şehirlerin dağınık ve kalabalık ritmine göre daha toplanmış, daha az yorucu bir tempoda ilerliyor; insan bir süre sonra şehri de, kendi gününü de kendi ölçeğinde tanımaya başlıyor.
Yükleniyor...
