Kilis İlinde Üniversite Okunur mu?
Kilis 7 Aralık Üniversitesi'nde dört yıl geçirmek, esasen küçük ölçekli bir şehirle kurumun iç içe geçtiği bir deneyim demek. Üç kampüsün de — Merkez, Karataş ve Mercidabık — şehir merkezinde konumlanmış olması bunun en somut göstergesi: öğrenci hayatı ile şehir hayatı burada birbirinden ayrı iki dünya değil, üst üste binen tek bir alan. Bu, kampüs balonundan uzak, şehirle sürekli temas halinde bir üniversite deneyimi arayanlar için gerçek bir avantaj. Ama tam tersini isteyen, yani büyük bir yerleşke içinde kendine ayrı bir dünya kurmak isteyen biri için bu iç içelik biraz daralma hissi de yaratabilir — çünkü kaçacak, şehirden çıkıp kampüse sığınacak bir alan pek yok, olan zaten şehrin kendisi.
Üniversitenin adı bile bu iç içeliğin bir yansıması aslında: Kilis'in 7 Aralık 1921'de işgalden kurtuluşundan geliyor, yani kurum kendini şehrin tarihine doğrudan bağlamış durumda. Bu, buraya gelen öğrencinin şehirle kurduğu ilişkinin de bir parçası olabiliyor — yılın belirli bir gününde şehrin kutladığı bir tarihin, okuduğun üniversitenin isim babası olduğunu görmek, "buraya ait değilim" hissini biraz azaltan küçük bir detay. Kendini büyük bir kurumun anonim bir parçası gibi değil, şehrin hikâyesine bağlı bir yerde okuyan biri gibi hissetmek isteyenler için bu bağ değerli olabilir.
Kurumun son yıllarda İletişim Fakültesi, Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi, Alaeddin Yavaşça Devlet Konservatuvarı gibi yeni birimlerle genişlemesi, akademik yelpazenin sadece klasik mühendislik-ziraat-ilahiyat çizgisinde kalmadığını, sanata ve iletişime de alan açmaya çalıştığını gösteriyor. Konservatuvarın adını Kilis doğumlu bestekâr Alaeddin Yavaşça'dan alması da yine aynı örüntünün parçası: kurum, büyümesini bile şehrin kendi kimliğine referansla yapıyor. Bu, müzik veya sanat alanında okumayı düşünen ama büyük şehirlerin kalabalık konservatuvarlarında kaybolmak istemeyen biri için ilgi çekici bir seçenek olabilir; ancak yeni kurulan birimlerin henüz oturma sürecinde olduğunu, köklü bir geleneğin değil taze bir yapılanmanın parçası olacağını da baştan kabullenmek gerekir.
Bütün bunlar bir araya geldiğinde ortaya çıkan tablo şu: Kilis'te üniversite okumak, büyük şehir üniversitelerinin sunduğu çeşitlilik, kalabalık sosyal çevre ve iş-staj ağı yoğunluğunu arayan biri için zorlayıcı olabilir — şehrin ölçeği ve imkânları bunu doğal olarak sınırlıyor. Ama sakin bir tempoda, şehirle iç içe, kurumun kendi kimliğini şehrin tarihine bağladığı bir ortamda, dikkat dağıtıcı unsurların az olduğu bir dört yıl geçirmek isteyenler için gerçekçi bir seçenek. Özellikle temel bilimler, ziraat, ilahiyat gibi köklü bölümlerde ya da yeni açılan sanat-iletişim alanlarında bir başlangıç yapmak isteyip büyük şehrin gürültüsünden bilinçli olarak uzak durmak isteyenler burada kendilerine yer bulabilir; şehir hayatının çeşitliliğini, kalabalık bir öğrenci kültürünü ya da geniş kariyer ağlarını önceliğine koyanlar için ise bu ölçek başından itibaren bir sınırlılık olarak hissedilecektir.
Yükleniyor...
