Kilis İlinin İklimi
Buraya ilk gelenleri şaşırtan şey genelde kış değil, yazın kendisi oluyor. Güneydoğu'ya gidiyorum diye zihninde sert, karlı bir kış canlandıranlar, Kilis'te bunun yerine uzun, kurak ve gerçekten yakıcı bir yaz buluyor kendini. Haziran sonundan eylüle kadar güneş neredeyse hiç eksilmiyor, gündüzleri dışarıda uzun süre kalmak yorucu oluyor, özellikle öğleden sonraları sokaklar sakinleşiyor. Bu dönemde ince, açık renkli kıyafet ve güneşten korunma neredeyse zorunlu hale geliyor; yaz kayıt döneminde ya da hazırlık haftalarında şehre gelenler ilk günlerde bu sıcağa alışmakta biraz zorlanabiliyor.
Kışa gelince, buradaki soğuk kar değil yağmur ve nem üzerinden yaşanıyor. Aralık-mart arası şehir daha kapalı, gri ve yağışlı bir hale bürünüyor; kar yılda birkaç günü geçmiyor, yani üniversitenin bulunduğu bölgeye dair akla gelen "karlı Güneydoğu" tahmini burada pek karşılık bulmuyor. Bunun yerine ıslak, çamurlu bir kış var — su geçirmez ayakkabı ve yağmurluk, kalın mont ya da botlardan daha çok işe yarıyor. Yağış yoğunlaştığında yürüyerek kampüse gidenler için kaldırımların ıslak olması gündelik bir ayrıntı, ama yolu kapatacak kadar ağır bir kar-buz sorunu neredeyse hiç yaşanmıyor.
Sonbahar ve ilkbahar, yani sıcağın henüz bunaltıcı olmadığı ya da yağışın azaldığı ara dönemler, dışarıda vakit geçirmek için en rahat zamanlar oluyor. Ders arası dışarıda oturmak, akşamüstü dışarıda buluşmak genelde bu aylarda daha keyifli geçiyor. Güneşli gün sayısının fazla olması da bu dönemlerde işe yarıyor; hava açık kaldığı için plan yapmak, dışarıda zaman geçirmek daha öngörülebilir hale geliyor.
Genel olarak iklim, günlük hayatı tek bir mevsimle değil iki uçla şekillendiriyor: bunaltıcı bir yaz ve yağmurlu-ıslak bir kış. Bu yüzden bavulda hem hafif yazlık hem de yağmura dayanıklı birkaç parça bulundurmak, buraya ilk gelenlerin sonradan "keşke baştan bilseydim" dediği bir ayrıntı oluyor.
Yükleniyor...
