Kilis İlinin Demografik Yapısı
Kilis'e dışarıdan gelen bir öğrencinin ilk fark ettiği şey, şehrin ne kadar küçük ve ne kadar "herkesin birbirini bilmesi" üzerine kurulu bir yer olduğu oluyor. Büyük bir şehirden geliyorsan bu ilk haftalarda tuhaf gelebilir: markette, otobüste, çarşıda karşılaştığın insanlar bir süre sonra tanıdık yüzlere dönüşüyor. Öğrenci sayısı şehrin toplam nüfusuna göre görece belirgin bir kesim oluşturuyor, bu yüzden üniversiteli olmak burada kaybolabileceğin bir kimlik değil — esnaf bir süre sonra öğrencileri ayırt edebiliyor, sen de aynı birkaç kahveciyi, aynı birkaç lokantayı tanır hale geliyorsun.
Yerel halkın öğrenciye yaklaşımı konusunda genel gözlem şu: Kilis köklü bir yerleşik nüfusla birlikte üniversite şehri kimliğini de bir arada taşıyor. Üniversite 2007'de kurulmuş, o tarihten beri şehrin gündelik hayatına öğrenci nüfusu bir şekilde işlemiş. Yani "öğrenciye yabancı" bir şehirle karşılaşma ihtimali düşük, ama büyük bir kampüs kentinin kalabalık, çok kültürlü öğrenci ortamını da beklememek gerekiyor.
Kilis'in demografik tablosunda göz ardı edilemeyecek bir gerçek daha var: sınır ili olması nedeniyle uzun süredir belirgin bir Suriyeli nüfus izi taşıyor. Bu oran zaman içinde önemli ölçüde değişmiş, dönemsel bir seyir izlemiş; yani şehrin nüfus yapısı sabit bir tablo değil, yıllara göre farklılık göstermiş bir yapı. Bunun pratik sonucu şu: çarşıda, mahallede farklı dilde konuşan insanlarla karşılaşmak sıradan bir şey. Şehir bu anlamda homojen bir kasaba havasında değil, kendi ölçeğinde bir arada yaşama tecrübesi biriktirmiş bir yer. Buraya gelenler bu durumu ilk günlerde fark ediyor, ama kısa sürede şehrin normal işleyişinin bir parçası olarak görmeye başlıyor; bu konuda kesin bir sosyal atmosfer tarifi yapmak yerine, yerelde yaşayarak görmek daha sağlıklı.
İletişim açısından şehir küçük olduğu için mesafeler de kısalıyor — esnafla, ev sahibiyle, aynı sokaktaki komşuyla ilişki büyükşehirdeki gibi mesafeli değil, daha kişisel bir hal alıyor. Bu bazıları için rahatlatıcı, çünkü yeni bir şehirde yalnız kalma hissi azalıyor; bazıları için ise mahremiyetin biraz daraldığı, "herkesin seni tanıdığı" bir ortamda yaşamanın getirdiği hafif bir sıkışmışlık hissi de olabiliyor. Yeni gelenin uyum sürecinde en çok işine yarayan şey şehrin ölçeğinin küçüklüğü — kısa sürede tanıdık yüzler, tanıdık mekânlar oluşuyor, bu da yabancılık hissinin uzun sürmemesine yardımcı oluyor.
Yükleniyor...
