Isparta İlinde Öğrenci Olmak
Isparta'da üniversiteli olmak, günün büyük kısmını Çünür'de geçirmek demek. SDÜ'nün ana yerleşkesi şehir merkezinden biraz uzakta, İstanbul yolu üzerinde, yolun iki tarafına yayılmış Doğu ve Batı Yerleşke olarak kurulu; sabah kalkıp derse gitmek önce bu yolu geçmek anlamına geliyor. Kampüs kendi içinde oldukça donanımlı sayılıyor — kütüphanesi, spor salonu ve yüzme havuzu, açık hava tiyatrosu şeklinde düzenlenmiş Öğrenci Meydanı gibi alanlarla gün içinde kampüsten çıkmadan geçirilebilecek saatler var. Bu da günün merkezi ile şehir merkezi arasında net bir ayrım yaratıyor: ders, kulüp toplantısı, arkadaşla buluşma gibi şeylerin çoğu kampüste, akşam yemeği veya alışveriş gibi ihtiyaçlar ise merkezde hallediliyor.
Herkesin aynı üniversitede okumadığını da baştan bilmek gerekiyor. Isparta'da SDÜ'nün yanında, 2018'de kurulan ve ziraat, orman, teknoloji gibi fakülteleri devralan ikinci bir devlet üniversitesi, Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi de var. Bu üniversitenin bazı birimleri şehir merkezinde değil, Eğirdir'deki turizm okulunda veya Yalvaç'taki fakültede karşına çıkıyor. Yani bölümüne göre öğrenci deneyimi bir noktada ayrışabiliyor — biri Çünür'deki kalabalık kampüs hayatını yaşarken, biri Eğirdir'de göl kıyısına yakın, çok daha küçük bir okulda daha sakin bir gündelik ritim buluyor. Bu, "Isparta'da okumak" tek bir şey değil, birkaç farklı deneyim demek; hangi fakültede olduğun günlük hayatını gerçekten şekillendiriyor.
Çünür tarafında yaşayanlar için Çünür'ün kendisi zamanla üniversiteyle özdeşleşmiş bir semt havasına bürünüyor; kafesi, kırtasiyesi, ucuz yemek yeri olan sokakları büyük ölçüde öğrenci nüfusuna göre şekillenmiş durumda. Arkadaşlık kurmak konusunda şehrin küçük ölçeği ve kampüsün belirli noktalarda toplanan öğrenci yoğunluğu işi kolaylaştırıyor — aynı yurtta kalanlar, aynı otobüsü bekleyenler, aynı kafede oturanlar kısa sürede birbirini tanır hale geliyor. Şehrin genel olarak muhafazakâr bir dokusu olduğu söyleniyor, ama üniversite yıllar içinde farklı şehirlerden gelen kalabalık bir genç nüfusu bu dokuyla buluşturmuş; bu da yeni gelen için ortamın ilk bakışta biraz farklı ama zamanla alışılabilir bir denge kurduğu anlamına geliyor.
Sıradan bir gün genelde sabah kampüse gidiş, öğlen kampüs içinde arkadaşlarla geçen bir ara, akşamüstü merkeze inip bir şeyler halletme ve gerekirse yurda veya eve dönüşle kapanıyor. Hafta sonu ise büyük şehirlerdeki gibi sürekli değişen bir sosyal hayat vaat etmiyor; daha çok aynı arkadaş grubuyla tekrar eden, küçük ve tanıdık bir düzen kuruluyor. Bunu sıkıcı bulan da oluyor, güven verici bulan da — ama net olan şu ki Isparta'da öğrencilik, kalabalığın içinde kaybolmak değil, nispeten küçük bir çevrede birbirini tanıyan bir topluluğun parçası olmak gibi işliyor.
Yükleniyor...
