Isparta İlinde Kültür ve Sanat
Isparta'da kültürel hayat, büyük şehirlerdeki gibi her akşam farklı bir etkinliğin olduğu yoğun bir sahne değil. Şehir küçük ve sakin olduğu için kültürel yaşam da daha çok kampüs merkezli ilerliyor; SDÜ'nün Doğu Yerleşke'sindeki Öğrenci Meydanı açık hava tiyatrosu gibi mekânlar, dönem içinde düzenlenen konser ve etkinliklerin ana adresi. Üniversite kulüplerinin organize ettiği etkinlikler sosyal hayatın önemli bir parçasını oluşturuyor; ama bunun İstanbul veya İzmir'deki gibi her hafta onlarca seçenek sunan bir kültür-sanat takvimiyle karıştırılmaması gerekiyor. Belediye de zaman zaman şehir merkezinde etkinlikler düzenliyor, ama bu programın yoğunluğu büyükşehirlerle kıyaslanamaz; buraya gelen öğrenci, kültürel hayatını büyük ölçüde kendi kurduğu küçük çevrelerle, üniversite etkinlikleriyle ve arada şehir dışına yapılan kısa kaçamaklarla besliyor.
Şehrin tarihî dokusu konusunda ilk gelenler biraz şaşırabilir. Isparta merkezi, 1914'teki büyük depremin antik ve eski yapıların çoğunu yıkması yüzünden, gezip görülecek tarihî bir şehir merkezi dokusuna sahip değil; sokaklarda gezerken karşına çıkan bir "eski şehir" hissini burada aramamak gerekiyor. Ama bu, Isparta'nın tarihsiz bir yer olduğu anlamına gelmiyor — sadece bu tarih şehir merkezinde değil, ilçelerde saklı. Yalvaç'taki Pisidia Antiokheia antik kenti ve Aziz Paulus'un adına yapıldığı bilinen kilise, hem arkeolojiyle ilgilenenler hem de sadece hafta sonu farklı bir yere gitmek isteyenler için gidilebilecek bir yer; buranın inanç turizmi çerçevesinde yurt dışından da ziyaretçi çekmesi, Isparta'nın kültürel kimliğinin şehir merkezinin dışına, ilçelere yayıldığını gösteriyor.
Bir diğer katman da halı geleneği. Isparta'nın el halıcılığı, coğrafi işaret tescili almış "İnce Isparta (Hasgül) El Halısı" ile resmî olarak da tanınan bir miras; ama bugün bu üretim eskisi kadar canlı değil, daha çok yerel yönetim projeleriyle ayakta tutulan, küçülmüş bir zanaat. Gündelik hayatta bu mirasla sık karşılaşmayabilirsin, ama şehri biraz tanımaya başladığında bunun Isparta'nın kimliğinde gülden sonra gelen ikinci önemli el emeği katmanı olduğunu fark ediyorsun.
Sinema, tiyatro veya düzenli konser anlamında büyükşehirlerden gelen biri burada seçenek darlığı hissedebilir; bu doğal bir durum, çünkü şehrin ölçeği zaten buna imkân vermiyor. Ama tam tersi bir şekilde, kalabalık ve dağınık bir kültürel hayatın yerini burada daha küçük, daha tanıdık bir sosyal çevre alıyor — aynı etkinliklere gidilen, aynı yüzlerin görüldüğü bir ortam. Kültürel çeşitlilik arayan biri için bu bir eksiklik, sakin ve öngörülebilir bir sosyal hayat isteyen biri için ise rahatlatıcı bir yan olabilir; ama her iki durumda da Isparta'nın kültürel hayatı, büyük şehirlerin hareketli ritmiyle değil, kendi ölçeğinde ve kendi hızında değerlendirilmesi gereken bir yapı sunuyor.
Yükleniyor...
