Isparta İlinin Demografik Yapısı
Isparta'ya ilk geldiğinde şehrin nüfus yapısı büyük şehirlerden alışık olduğun kalabalık, karışık dokuyu vermiyor; daha oturmuş, kendi ritmini bulmuş bir orta ölçekli il havası hissediyorsun. Yerel halk üniversiteliye yabancı değil — SDÜ'nün onlarca yıldır burada olması, şehrin gündelik hayatına öğrenciyi bir şekilde yerleştirmiş durumda. Esnafla, ev sahibiyle, otobüs şoförüyle ilk konuşmalarında karşındakinin "bu şehirde öğrenci var mı yok mu" diye şaşırmadığını fark ediyorsun; bu tanışıklık işini kolaylaştırıyor.
Şehrin köklü, muhafazakâr sayılabilecek bir dokusu var; bunun yanına son yıllarda farklı şehirlerden, farklı geçmişlerden gelen genç bir üniversiteli kitlesi eklenmiş durumda. Bu iki katman aynı sokakta yan yana yürüyor — bir tarafta yıllardır burada yaşayan yerel aile hayatı, diğer tarafta yurt çıkışı sohbet eden öğrenci grupları. Bu, ne tam anlamıyla tanıdık bir ortam ne de tamamen yabancı bir yer; ilk haftalarda biraz gözlemleyerek, biraz da mahalleye alışarak kendine yer buluyorsun.
Şehrin öğrenci nüfusu tek bir çatı altında değil — Süleyman Demirel Üniversitesi ve Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi olmak üzere iki ayrı devlet üniversitesi var, ve bu ikisi genç nüfusu kendi aralarında bölüyor. SDÜ'nün Çünür'deki büyük yerleşkesinde yoğunlaşan bir öğrenci kitlesi varken, ISUBÜ'nün fakülteleri hem merkezde hem de Eğirdir, Yalvaç gibi ilçelere yayılmış durumda. Bu, şehir merkezinde tek bir "öğrenci mahallesi" beklentisiyle gelenler için biraz şaşırtıcı olabilir: öğrenci nüfusu tek bir noktada toplanmak yerine, hangi üniversiteye ve hangi fakülteye kayıtlı olduğuna göre şehrin farklı köşelerine dağılmış hissi veriyor. Kendi çevren büyük ölçüde hangi kampüste okuduğuna göre şekilleniyor; SDÜ'lü bir öğrencinin günlük sosyal çevresi ile ISUBÜ'lü bir öğrencinin çevresi bazen hiç kesişmeden ilerleyebiliyor.
İletişim konusunda büyük bir zorluk yaşandığını söylemek doğru olmaz; şehir küçük olduğu için insanlar birbirini tanıyor, bu da yeni gelen için hem avantaj hem de dikkat edilmesi gereken bir durum — mahallede, yurtta, kampüste kısa sürede "tanınan biri" haline geliyorsun. Şehrin nüfusu yıllardır azalan bir eğilim gösteriyor; bu da sokaklarda, çarşıda büyük şehirlerin o sürekli yenilenen kalabalık akışını değil, daha durağan, daha aynı yüzlerin tekrar ettiği bir atmosfer yaratıyor. Bazı öğrenciler bunu sıcak ve güven verici bulurken, bazıları için ilk aylarda bir monotonluk hissi doğurabiliyor; bu konudaki deneyim kişiden kişiye değişiyor, senin nasıl bir sosyal ortam aradığına bağlı olarak şekilleniyor.
Yükleniyor...
