Iğdır İlinin Demografik Yapısı
Iğdır'a ilk gelen bir öğrenciyi şaşırtan şeylerden biri, şehrin nüfus yapısının Doğu Anadolu'ya dair akılda kalmış klişelerle pek örtüşmemesi. İl aslında Azeri Türkleri ile Kürtlerin bir arada yaşadığı bir yer; sokakta, çarşıda, dolmuşta günlük konuşmada Azeri lehçesini duymak burada gayet sıradan. Azeri kökenli halkın büyük bölümü Caferi mezhebine mensup, bu da şehrin dini dokusunu Türkiye'nin çoğu yerinden biraz farklı kılıyor. Başka bir şehirden gelen biri için bu, alışılmadık bir ilk temas olabilir — ama aynı zamanda şehre kendi rengini veren şey de bu. İki dilin, iki kültürün iç içe geçmişliği günlük hayatta bir gerginlik olarak değil, "buranın kendine has havası" olarak hissediliyor; yine de bunun yeni gelen birine nasıl hissettireceği kişiden kişiye değişebilir, burada net bir genelleme yapmak doğru olmaz.
Şehrin adı da bu köklü geçmişle bağlantılı: Iğdır ismi, Karakoyunlu bağlantılı bir Oğuz boyunun lideri olan Iğdır Bey'den geliyormuş. Yani şehir, ismini taşıdığı boydan bugüne uzanan bir kimlik hikâyesiyle var oluyor — bu, turistik bir ayrıntıdan çok, buranın neden "farklı" hissettirdiğinin arka planı gibi düşünülebilir.
İl 1992'ye kadar Kars'a bağlıymış; nispeten genç bir il statüsünde olması, şehrin hem büyük bir metropol hem de küçücük bir kasaba olmayan, kendine özgü orta bir ölçekte durmasını sağlıyor. Farklı bir şehirden gelen biri, yerel halkın öğrenciye yabancı gözüyle bakmadığını, zamanla mahalledeki esnafın, dolmuş şoförünün, kantindeki teyzenin tanıdık bir yüz hâline geldiğini fark ediyor — ama bunun ne kadar hızlı olacağı kişinin kendi çabasına ve bulunduğu mahalleye de bağlı, kesin bir kural değil. Nüfusun hem yerleşik hem çok kültürlü olması, öğrenciye kapalı bir çevre değil, zamanla içine girilebilen bir doku sunuyor; sadece bu dokuya alışmak ilk haftalarda biraz gözlem ve sabır istiyor.
Yükleniyor...
