Hatay İlinde Yeme-İçme
Hatay'a gelen bir öğrencinin ilk fark ettiği şeylerden biri, dışarıda yemek yemenin burada gerçekten günlük hayatın bir parçası olması. Şehrin mutfak kimliği UNESCO tarafından gastronomi alanında tanınmış bir yapı; bu, turistik bir etiketten çok, sokaktaki her lokantanın, her esnaf sofrasının arkasında duran bir ciddiyet olarak hissediliyor. Kebap-baklava klişesine indirgemek burada eksik kalır — kısa sürede fark ediyorsun ki asıl mesele et değil, meze sofrası: zeytinyağı, nar ekşisi, cevizli biber ve yeşilliklerle kurulan, paylaşarak yenen bir düzen. Ders çıkışı arkadaşlarla oturulan bir masada önce mezelerin gelmesi, ana yemeğin arkadan takip etmesi, yeni gelen biri için alışılması gereken ama kısa sürede sevilen bir ritim.
Künefe konusunda dikkatli olmakta fayda var: bu tatlı bölgede paylaşılan bir lezzet, yalnızca buraya özgü değil. Hatay'ın farkı, "Antakya Künefesi" adının ve yapılış usulünün resmi olarak tescilli olması — yani burada yenen künefe rastgele bir versiyon değil, belirli bir peynir, belirli bir kadayıf işçiliği ve belirli bir şerbet oranıyla tarif edilmiş bir ürün. Pratik sonucu şu: künefeyi her yerde bulursun ama burada yeme deneyimi, "bu tarif nereden geliyor" sorusuna gerçek bir cevabı olan bir deneyim.
Kampüsün merkeze biraz mesafeli olması, günlük yemek düzenini de şekillendiriyor. Hafta içi öğle arası çoğu öğrenci karnını kampüs çevresindeki lokanta ve kafelerde doyuruyor; akşam planları ise genelde merkeze inmekle birleşiyor — yemek burada çoğu zaman sosyalleşmenin bahanesi. Merkezde seçenek kampüs çevresine göre daha geniş: küçük esnaf lokantaları, mezeci dükkânları, künefeciler ve kahve kültürünün yoğun yaşandığı kahvehaneler bir arada. Geç saatte yemek bulmak büyükşehirlerdeki kadar kolay değil ama imkânsız da değil — özellikle merkeze yakın yerlerde açık kalan birkaç mekân, geç ders çıkışlarında ya da hafta sonu buluşmalarında imdadına yetişiyor.
Denenmesi gerekenler listesi burada oldukça uzun ve büyük kısmı büyük şehirlerde kolay kolay rastlanmayan lezzetler: zahterli kahke, sürk denen baharatlı çökelek, adesiye, künefeye eşlik eden yerel kahve, salçasız hazırlanan yerel usul çiğ köfte, Arap kebabı ve kâğıt kebabı gibi isimler zamanla gündelik dağarcığına giriyor. Zeytinyağı ve nar ekşisinin kalitesi de sıkça konuşulan bir konu — ailene gönderdiğin hediyelerin başında bu ikisi geliyor genelde. Sürk ya da zahter gibi ürünleri pazardan almak hafta sonu gezisinin doğal bir parçası hâline geliyor; yemek burada sadece karın doyurmak değil, şehri tanımanın da bir yolu.
Yükleniyor...
