Giresun İlinde Kültür ve Sanat
Giresun'da kültürel hayatın merkezinde büyük konser salonları ya da yoğun bir sanat sahnesi yok; şehir bu konuda kendi ritmini kuruyor ve bu ritmin en görünür yüzü takvimli, tek bir güne bağlı bir ritüel: her yıl 20 Mayıs'ta yapılan Aksu Festivali. Şehirde bir yılını geçirmiş öğrenci, mayıs ayı geldiğinde etrafındaki herkesin bu günden bahsettiğini fark ediyor — dereye taş atma, sacayağından geçme, adanın etrafını dolaşma gibi adı ve adımları yıllardır değişmeden süren bir tören bu. Bir konser ya da festival gibi düşünülmemeli; daha çok şehrin kendi kendine hatırlattığı bir gün. İlk yıl bu güne pasif bir izleyici olarak katılmak, ikinci yıl artık neyin nerede olduğunu bilerek gitmek şeklinde geçiyor genelde.
Bu ritüelin coğrafi ekseni de tesadüfi değil: kıyıdan görünen Giresun Adası. Şehirde yaşayanlar için ada gündelik manzaranın bir parçası — sahilde yürürken ya da kale tarafından bakarken göz ucuyla hep orada duran bir siluet. Ama aynı zamanda üzerine altın post ve Amazon kadınları gibi eski efsanelerin yapıştığı bir yer olması, adayı sadece bir manzara unsuru olmaktan çıkarıyor. Yaz aylarında düzenlenen tekne turlarıyla adaya gitmek mümkün oluyor; bunu bir kere deneyimleyenler, hem efsaneleri dinlemenin hem de festival sırasında etrafında dönülen o adayı yakından görmenin ayrı bir tatmin duygusu verdiğini söylüyor.
Şehrin kültürel dokusunda ikinci bir katman Zeytinlik Mahallesi'nde kendini gösteriyor. Fındık ticaretiyle zenginleşmiş tüccarların bir zamanlar Avrupa'dan getirttiği malzemelerle inşa ettirdiği evler, restorasyon sürecinden geçmiş ve UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ne girme yolunda ilerliyor. Öğrenciler için burası ders çalışma molasında ya da hafta sonu arkadaşlarla buluşulacak bir yer olarak öne çıkıyor; dar sokaklarda yürümek, restore edilmiş cephelerin arasında biraz vakit geçirmek şehrin gündelik temposundan kısa bir kaçış sunuyor. Büyük şehirlerdeki müze-galeri yoğunluğuyla kıyaslanamaz elbette, ama tarihi dokunun canlı tutulmaya çalışıldığı, ziyaretçilerle yerel halkın aynı sokaklarda bir arada bulunduğu bir mahalle olması, "burada da görülecek, anlatılacak bir yer var" hissi veriyor.
Giresun'un adının kirazla olan bağlantısı da şehrin kültürel hafızasında hâlâ bir yer tutuyor — kelimenin kökeninin antik Kerasus'a dayandığı, kirazın buradan dünyaya yayıldığı anlatılıyor. Ama günümüzde şehri gezen biri kiraz bahçelerinden çok fındık ağaçlarıyla karşılaşıyor; bu yüzden yerel sohbetlerde zaman zaman "adımız kirazdan geliyor ama artık kirazla anılmıyoruz" tarzında bir sitem duymak mümkün. Bu, şehri tanımaya katkı sağlayan küçük ama gerçek bir gerilim: isim bir yöne, günlük hayat başka bir yöne işaret ediyor. Üniversitenin düzenli olarak organize ettiği büyük ölçekli etkinlikler ya da şehrin sunduğu sinema-tiyatro çeşitliliği konusunda güvenilir bir genel tablo çizmek zor; bu açıdan büyük şehirden gelen bir öğrenci ilk aylarda seçenek azlığını hissedebilir. Ama Giresun'un kültürel kimliği zaten galeri yoğunluğu değil, yılın belirli bir gününde herkesin bir araya geldiği bu tek ritüel ve şehrin taşıdığı katmanlı geçmiş üzerinden okunuyor.
Yükleniyor...
