Giresun İli Hakkında Genel Bilgiler
Giresun, Karadeniz'in doğusunda, adını dünya diline taşımış nadir şehirlerden biri. Kiraz kelimesinin kökeninde Kerasus var — şehrin antik adı — ve bu isim zinciri Latince cerasus'a, oradan da Avrupa dillerindeki kiraz karşılıklarına uzanıyor. Yani bir öğrenci buraya geldiğinde aslında bir kelimenin doğduğu toprağa gelmiş oluyor; ama şehri gezerken karşısına çıkan asıl gündelik ürün kiraz değil fındık, çünkü zaman içinde ekonomik ağırlık o tarafa kaymış. Bu ikilik — isim mirası bir yanda, bugünün geçim kaynağı öbür yanda — şehrin kendi içinde taşıdığı bir gerilim, ve bu da Giresun'u sıradan bir "yeşil Karadeniz kasabası" tarifinin dışına çıkarıyor.
Şehrin fiziksel olarak en çarpıcı tarafı ise kıyıdan kısa bir mesafede duran Giresun Adası. Doğu Karadeniz kıyı şeridinde tarih boyunca üzerinde yerleşim görmüş tek ada olması, Giresun'u komşu şehirlerden ayıran en somut özelliklerden biri. Sahilde yürürken ya da bir arkadaşıyla oturduğu yerden bakarken gözün alıştığı, ama aslında bölgede eşi benzeri olmayan bir manzara demek bu. Şehri tarif ederken "yeşil, sahil, yayla" gibi genel geçer kelimelere sığdırmak bu yüzden eksik kalıyor; adanın varlığı şehre kendine has bir silüet ve tarih katmanı veriyor.
Ölçek meselesine gelince, Giresun kendini her zaman büyük komşularının yanında tarif etmek zorunda kalmış bir şehir. Uzun süre Trabzon'a bağlı kalmış olması, bugün de bölgedeki iki büyük komşusunun — Trabzon ve Ordu'nun — arasında sıkışmış orta ölçekli bir il olarak durmasıyla örtüşüyor. Bu, şehrin küçük ve tanıdık kalması anlamına geliyor ama aynı zamanda bölgesel imkânlar söz konusu olduğunda Trabzon'un gölgesinde kalabileceğini de baştan bilmek gerekiyor. Havalimanı meselesi de bu ölçeği özetliyor aslında: Giresun'un kendine ait bir havalimanı yok, Ordu ile paylaşılan ve iki il arasında konumlanan bir havalimanı üzerinden şehre ulaşım sağlanıyor. Bu, "şehrimin havalimanı var" rahatlığından çok, komşu ilin altyapısına bağımlı olmanın getirdiği dürüst bir sınır.
İl sınırları içinde de tek bir Giresun'dan söz etmek aslında biraz yanıltıcı. Kıyı boyunca sıralanan ilçeler bambaşka bir iklim ve yaşam ritmine sahipken, iç kesimdeki, Kelkit Vadisi'ne bakan ilçeler neredeyse başka bir coğrafyaya aitmiş gibi hissettiriyor. Merkezde okuyan biri bu ikiliği doğrudan yaşamayabilir, ama şehrin bütününü anlamak isteyen biri için Giresun'un aslında tek bir doku değil, kıyı ile iç kesim arasında bölünmüş iki ayrı dünyadan oluştuğunu bilmek önemli. Bu parçalanmışlık, şehrin neden bazen "sakin ve bütünlüklü" bazen de "dağınık ve geniş" hissettirdiğini açıklıyor.
Sonuçta Giresun, ismini bir meyveden almış ama geçimini başka bir üründen kazanan, denizle dağın arasına sıkışmış, kendi ölçeğinin farkında ve bunu saklamayan bir şehir. Büyük şehir kalabalığından uzak, ama bölgesel olarak her zaman daha büyük komşularıyla kıyaslanan bir konumda duruyor. Bu karakter, hem kendine özgü bir kimlik hem de gerçekçi bir ölçek sunuyor — ne abartılı bir vaat, ne de sıradan bir sahil şehri klişesi.
Yükleniyor...
