Gazimağusa İlinin Demografik Yapısı
Gazimağusa'ya ilk geldiğinde insanı en çok şaşırtan şey, şehrin nüfusunun büyük kısmının aslında öğrenci olması. Sokakta, otobüs duraklarında, marketin kasasında karşına çıkan gençlerin çoğu senin gibi başka bir yerden gelmiş — bu da ilk günlerdeki "yabancı" hissini büyük ölçüde azaltıyor. Yerli halk üniversiteli nüfusa yabancı değil; esnaf, ev sahibi, minibüs şoförü öğrenciyle muhatap olmaya alışkın, çünkü şehrin günlük ritmi zaten büyük ölçüde akademik takvime göre şekilleniyor. Dönem başında sokaklar kalabalıklaşıyor, yaz aylarında ise şehir gözle görülür biçimde sakinleşiyor — bu döngüyü herkes biliyor ve buna göre yaşıyor.
Bunun arkasında somut bir sebep var: DAÜ'nün kurulduğu yıllardan bu yana şehir, üniversite etrafında büyümüş bir yerleşim dokusuna sahip olmuş. Nüfus artışının en yoğun yaşandığı mahalleler tam olarak kampüse yakın bölgeler — Tuzla, Karakol, Sakarya, Dumlupınar gibi semtler zamanla öğrenci nüfusuyla birlikte şekillenmiş. Yani şehrin demografik yapısı bir tesadüf değil, doğrudan üniversitenin varlığından besleniyor; kampüsün etrafı sadece ders çıkışı uğranan bir yer değil, aynı zamanda şehrin nüfus haritasının kendisi.
Bunun günlük hayattaki karşılığı şu: öğrenci olarak kendini şehrin misafiri gibi değil, doğal bir parçası gibi hissetme ihtimalin yüksek. DAÜ'nün profili farklı ülkelerden gelen öğrencileri bir araya getirdiği için kampüs çevresinde kozmopolit bir hava var; farklı dilleri, farklı yemek alışkanlıklarını, farklı giyim tarzlarını görmek sıradan. Ama bu hava şehrin tamamına aynı yoğunlukta yayılmış değil — Suriçi'ne, daha yerleşik mahallelere doğru gittikçe Gazimağusa'nın kendi yerel, daha geleneksel dokusunu da hissediyorsun. Şehir tek bir kimliğe indirgenemiyor: bir tarafı köklü ve yerleşik, bir tarafı üniversitenin getirdiği hareketli, çok uluslu nüfusla şekillenmiş.
İletişim konusunda ilk haftalarda kolaylıkla yol bulunduğu söylenebilir; günlük ihtiyaçlar için gereken iletişim genelde sorun çıkarmıyor, esnafın ve ev sahiplerinin öğrenciyle konuşmaya alışkın olması bunu kolaylaştırıyor. Yeni gelen birinin uyum sağlaması, büyük ölçüde etrafındaki kalabalığın da aynı süreçten geçmiş olmasından güç alıyor — yalnız sen değil, her sene aynı dönemde yüzlerce kişi aynı şehre, aynı sebeple, aynı belirsizlikle geliyor. Bu ortak durum, tek başına bir şehre alışmaya çalışmaktan çok daha rahatlatıcı bir zemin sunuyor.
Yükleniyor...
