Erzincan İlinde Yeme-İçme
Erzincan'da yemek konusuna gelince, ilk soru genelde "burada dışarıda yemek yiyebilir miyim, yoksa hep kendim mi pişirmek zorunda kalacağım" oluyor. Cevap net: şehir küçük olsa da esnaf lokantası, kebapçı, pideci, tostçu çeşitliliği günlük ihtiyacı karşılayacak kadar geniş. Kampüs çevresinde daha çok hızlı, pratik, öğrenciye yönelik yerler öne çıkarken, merkeze indiğinde seçenek artıyor; hafta içi kampüs yakınında idare edip hafta sonu ya da ders çıkışı merkeze inip biraz daha oturaklı bir yemek yemek yaygın bir tercih.
Şehrin gerçek bayrağı sofrada tulum peyniri. Bu sıradan bir yöresel lezzet değil; Erzincan tulum peyniri hem Türkiye'de hem de Avrupa Birliği nezdinde tescilli, yani şehrin kendi adıyla anılan, başka hiçbir yere mal edilemeyecek bir ürün. Kahvaltı sofralarında karşına sürekli çıkıyor ve bir süre sonra "bu peyniri artık başka şehirde bulamıyorum" diye özlemi duyulan bir şeye dönüşüyor. Kahvaltı kültürü genel olarak şehirde ciddiye alınan bir şey; sabah dersi olmayan günlerde arkadaş grubuyla oturup uzun bir kahvaltı yapmak, sık başvurulan bir sosyalleşme biçimi.
Tatlı tarafında kesme kadayıf gibi yöresel bir ürünle karşılaşabiliyorsun, ayrıca tava leblebisi de şehrin kendine has küçük bir alışkanlığı; leblebi denince akla başka bir şehir gelse de Erzincan'ın kendi yerel varyantı var ve bunu tatmadan gitmemek gerekiyor. Meyve tarafında ise Cimin üzümü şehrin gurur duyduğu bir başka tescilli ürün; taze mevsiminde bulmak mümkün, kurutulmuş hali de yıl boyunca pazarlarda yer buluyor. Kuru fasulye gibi klasikler ise Erzincan'a özgü değil, Doğu ve İç Anadolu'nun ortak sofra kültürünün bir parçası — burada da severek yenen ama şehre özgü olduğu iddia edilemeyecek paylaşılan bir lezzet.
Geç saatte karnı acıkan biri için şehir merkezinde belirli noktalar açık kalıyor, özellikle hafta sonu akşamları; ama büyük şehirlerdeki gibi her saat her yerde bir şeyler bulma rahatlığı beklenmemeli, gece geç saatte seçenekler günün erken saatlerine göre daralıyor. Bütçe açısından genel izlenim, dışarıda yemeyi günlük bir alışkanlık haline getirmek yerine kendi yemeğini de pişirip dışarıyı zaman zaman bir keyif olarak ayırma yönünde; yurt ya da ev mutfağında kendi yemeğini yapmak burada da yaygın bir öğrenci pratiği. Sonuçta şehirde yemek denince akılda kalan şey büyük bir restoran çeşitliliği değil, sofraya oturduğunda karşına çıkan o birkaç yerel ürünün — başta tulum peyniri olmak üzere — kendine özgü karakteri oluyor.
Yükleniyor...
