Erzincan İlinin İklimi
Erzincan'a gelmeden önce kafalarda hazır bir tablo var: Doğu Anadolu deyince akla gelen o sert, uzun, dondurucu kış. Buraya ilk adım atanların büyük kısmı bu beklentiyle geliyor ve birkaç ay içinde şehrin aslında öyle çalışmadığını fark ediyor. Çünkü Erzincan, çevresini saran yüksek dağların ortasında oturan alçak bir ova şehri — yani bölgenin en sert kış yaşayan yerlerinden biri değil, tam tersine bu bölgede nispeten ılıman kalan bir cep. Bu fark ilk yılın en çok konuşulan "demek öyleymiş" anlarından biri oluyor.
Kış yine de kış — hafif geçiyor demek yanlış olur. Aralık'tan itibaren hava belirgin şekilde soğuyor, gece sıcaklıklarının hayli sert düştüğü dönemler oluyor ve kalın mont, bere, eldiven dolaptan çıkıp kışın sonuna kadar üstten inmiyor. Ama şehirde yaşayanların ortak gözlemi şu: bu soğuk, Erzurum'da duyulan türden iliklere işleyen bir soğuk değil, daha kısa süreli sert dalgalar halinde geliyor ve aralarda hava toparlanabiliyor. Kampüse gidiş gelişte bu fark hissediliyor; donmuş yollarda uzun haftalar geçirmek yerine, soğuk günlerle daha ılık günler birbirini izliyor.
Erzincan'da asıl şaşırtan şey kışın sertliği değil, günün içindeki sıcaklık farkı. Sabah erkenden kampüse çıkarken hava iğneleyici soğuk olabiliyor, öğleye doğru güneş vurduğunda aynı gün ceketi çıkarma isteği doğabiliyor. Bu yüzden zamanla katman katman giyinmeyi öğreniyorsun — sabah kalın, öğlen hafif, akşam yine kalın. İlk haftalarda bu değişime hazırlıksız yakalanıp derse terleyerek ya da üşüyerek gidenler az değil.
Yaz tarafı ise Erzincan'ın belki de en beğenilen yönü. Yaz uzun ve gerçekten sıcak geçiyor, güneşli günler art arda geliyor. Hava kuru olduğu için sıcaklık yüksek olsa bile bunaltıcı bir nem hissi yok; akşamları da genelde serin bir hava iniyor, bu da özellikle yaz kayıt döneminde ya da hazırlık için erken gelenler için dışarıda vakit geçirmeyi rahatlatıyor. İlkbahar ve sonbahar ise şehrin en keyifli ara dönemleri — ne kışın ağırlığı ne yazın kavurucu sıcağı var, akşamüstü dışarıda oturmak ya da yürüyerek merkeze inmek bu aylarda daha cazip hale geliyor.
Toprağın kuru ve bitki örtüsünün seyrek olduğu step karakterindeki bir ovada olmak, yaz aylarında çevredeki manzarayı daha sarı-kahverengi bir tona büründürüyor; yeşilliği daha çok su kenarlarında ve bahçelerde görmek mümkün. Kar konusuna gelince, şehrin kendisinde kar yerde uzun süre kalmıyor, hızlı eriyip gidiyor; ama yükseklere çıkıldığında tablo tamamen değişiyor — dağlık kesimlerde kar aylarca yerde duruyor. Yani şehirde günlük hayat kar yağışıyla fazla aksamazken, biraz yükseğe çıkan bir yolculukta bambaşka bir kış manzarasıyla karşılaşmak mümkün.
Yükleniyor...
