Bingöl İlinin İklimi
Bingöl'e ilk gelenleri genellikle eylülün son sıcaklığı değil, kasımdan sonra gelen sertlik şaşırtıyor. Yaz döneminde kayda değer bir yağış yok denecek kadar az; gündüzler açık ve sıcak geçiyor, ilk dönem oryantasyon havası bu yüzden biraz kavurucu hissedilebiliyor. Asıl fark ekim-kasım geçişinde ortaya çıkıyor: hava birden düşüyor, kar erken geliyor, kış uzun sürüyor. Yükseklikte bir şehirde okuduğunu burada gerçekten hissediyorsun — soğuk, İstanbul ya da İzmir'den gelenlerin alışık olduğu türden değil, kuru ve keskin bir soğuk.
Bu yüzden dolapta kalın mont, bot ve eldiven olmadan kışı geçirmek zor. İlk kışın ardından ikinci yıl gelmeden önce kışlık kıyafet listesini gözden geçirenler az değil; yerel arkadaşların "burada hafif mont yetmez" uyarısı boşuna değil. Kar günleri ders saatlerini de etkiliyor — yürüyerek gidilecek mesafeler bile kar kalınlaştığında zahmetli hale geliyor, sabah erken çıkmak neredeyse zorunlu oluyor.
Buna karşılık gökyüzü çoğu gün beklenenden daha açık. "Doğu'da hava hep kapalı ve gri" beklentisiyle gelenler burada güneşli günlerin sanıldığından fazla olduğunu fark ediyor; bu da kışın bile dışarıda birkaç saat geçirmeyi katlanılır kılıyor. Yaz ayları ise dışarıda vakit geçirmenin, akşamüstü yürüyüşe çıkmanın en rahat olduğu dönem — hava kurak ve serin akşamlarla dengeleniyor, bu yüzden yaz okulu ya da staj için şehirde kalanlar için bu aylar günlük hayatı en az zorlayan zaman dilimi.
İlkbahar ve sonbahar kısa ve geçiş dönemi gibi yaşanıyor; bir hafta ısınıp bir hafta yeniden soğuyabiliyor, bu yüzden dolapta hem kalın hem ince kıyafeti aynı anda bulundurmak gerekiyor. Kışın süresi ve sertliği, özellikle güney illerinden ya da sahil şehirlerinden gelenler için ilk yılın en büyük uyum konularından biri; ama zamanla katman giyinmeyi, sabah biraz daha erken kalkmayı ve kar bittiğinde şehrin yeniden yeşile dönmesini bir ritim olarak kabullenmek mümkün oluyor.
Yükleniyor...
