Batman İlinde Kültür ve Sanat
Batman'da kültürel hayatın nabzını asıl üniversite tutuyor. Şehir merkezinde konser, tiyatro ya da sinema anlamında büyükşehirlerdeki gibi sürekli bir program bulmayı bekleme; buradaki kültürel hayat daha çok üniversitenin kendi ürettiği etkinliklerle, belediyenin dönemsel organizasyonlarıyla ve yerelde biriken küçük geleneklerle şekilleniyor. Güzel Sanatlar Fakültesi'nde sinema-televizyon, resim ve müzik bölümlerinin olması, kampüste zaman zaman öğrenci yapımı kısa filmlerin gösterildiği, öğrenci resim sergilerinin açıldığı ya da müzik bölümü öğrencilerinin küçük dinletiler verdiği bir ortam yaratıyor — büyük prodüksiyonlar değil ama şehirdeki kültür hayatının önemli bir kısmının kampüsten çıktığını hissediyorsun. Bunun dışında belediyenin yıl içinde düzenlediği yerel festivaller (örneğin kuzey ilçelerin ürünlerini öne çıkaran bal-ceviz-çilek temalı etkinlikler gibi) şehre mevsimlik bir hareketlilik katıyor; ama bunlar sürekli takvime yayılmış büyük ölçekli festivaller değil, yılın belirli dönemlerine sıkışan, yerel karakteri güçlü buluşmalar.
Şehrin en kendine has kültürel dokusu aslında ciddiyetten değil, kendi kendisiyle dalga geçebilme yeteneğinden geliyor. Batman adının süper kahramanla aynı olması, yıllardır şehri hem küresel bir espri malzemesine hem de bir tür markaya dönüştürmüş durumda; öğrenciler arasında bu genellikle utanılacak değil, sahiplenilen bir tuhaflık olarak konuşuluyor. Havalimanı tabelasının önünde fotoğraf çektirmek, adın yabancı basında nasıl haber olduğunu birbirine anlatmak, "Batman'da okuyorum" dediğinde karşındakinin yüzündeki o kaçınılmaz gülümsemeyi görmek — bunlar şehirde kısa sürede öğrendiğin küçük bir sosyal ritüele dönüşüyor. Kimse bunu ciddi bir kimlik meselesi gibi taşımıyor, daha çok şehrin sohbet açan, buz kıran bir imzası gibi kullanılıyor.
Kültürel hayata asıl nefes aldıran şey ise şehrin biraz dışında, ama artık gündelik ufkuna kolayca giren Hasankeyf. Eski yerleşim baraj suları altında kalmış olsa da bugün orada bambaşka bir turizm anlatısı işliyor: ören yeri son dönemde yeniden ziyarete açıldı, göl üzerinde tekne turları düzenli işliyor, taşınan tarihi eserlerin sergilendiği müze ziyaret edilebiliyor. Bu, Batman'da okuyan biri için uzak bir gezi rotası değil, hafta sonu planına kolayca sığan bir kültürel çıkış — arkadaş grubuyla bir günlüğüne gidip göl kıyısında dolaşmak, tekneyle suya inmiş tarihin üzerinden geçmek, dönüşte "bugün Hasankeyf'e gittik" diye anlatmak, buradaki öğrenci hayatının tekrar eden sahnelerinden biri.
Büyük şehirden gelen biri, sürekli değişen bir sahne-salon programını, her hafta farklı bir konseri ya da festivali burada bulamayacağını kabul etmeli. Ama şehir kültürel olarak tamamen boş da değil; kampüs içi üretim, yerel festival kültürü, kendine has bir mizah dili ve yakın çevredeki güçlü bir tarihi-doğal alan bir araya geldiğinde, sessiz ama kendi rengini bulmuş bir kültür hayatı ortaya çıkıyor.
Yükleniyor...
